Salih Altınışık

Tarih: 22.02.2026 00:35

Sürgünde Bir Millet, Avrupa’da Bir Sorumluluk

Facebook Twitter Linked-in

Geçtiğimiz günlerde Almanya’nın Neuss kentinde düzenlenen iftar programına katıldım. Türk Federasyonu’nun Neuss şubesi tarafından organize edilen bu buluşmada, Kırım Tatar Meclisi Başkanı Refat Çubarov onur konuğuydu. Gazeteci Ahmet Özay’ın daveti üzerine iştirak ettiğim bu program, sıradan bir iftar yemeği değildi; hafızası diri olanlar için bir tarih muhasebesiydi.

Yaklaşık yüz kişilik katılımın olduğu, Ukrayna Başkonsolosluğu yetkililerinin de hazır bulunduğu toplantı, adeta bir siyasi bilinç konferansına dönüştü. Refat Çubarov konuşmasında Kırım’daki mevcut durumu, Meclisin Kiev’de sürgün şartlarında yürüttüğü faaliyetleri ve Kırım Tatarlarının karşı karşıya olduğu asimilasyon riskini açık ve net bir dille anlattı. En çarpıcı mesajı ise şuydu: Dünyanın neresinde yaşarsak yaşayalım, birlikte hareket etmek zorundayız.

Bu cümle yalnızca Kırım Tatarlarına değil, Avrupa’daki bütün Türk varlığına hitap ediyordu.

Kırım Tatarları, kendi vatanının yerli halkıdır. Devlet geleneği olan bir millettir. 1944 sürgünüyle toprağından koparılmış, demografik olarak dağıtılmış, siyasi olarak bastırılmıştır. Buna rağmen kimliğini korumuş, geri dönme iradesi göstermiş ve bugün hala tarihsel hak iddiasını sürdüren bir topluluktur. Bu tabloyu “dağılmış bir topluluk” diye tanımlamak eksik olur. Bu, sürgünde direnen bir millet gerçeğidir.

Ancak sürgün sadece coğrafi bir kopuş değildir; kurumsal zayıflık üretirse kimlik aşınmasına da zemin hazırlar. Asimilasyon hiçbir zaman ani ve gürültülü gelmez. Yavaş ilerler. Önce dil zayıflar. Sonra kültürel hafıza silikleşir. Ardından toplumsal refleksler gevşer. En sonunda kimlik çözülür. Bu sürece karşı en güçlü savunma hattı ise teşkilatlanmadır.

Kırım Tatar Meclisi Başkanı’nın Avrupa’daki Kırım Tatarlarının daha fazla dernekleşmesi gerektiğine dair çağrısı bu bakımdan son derece haklıdır. Fakat burada gözden kaçırılmaması gereken stratejik bir gerçek vardır: Avrupa’daki Türk toplumu artık yarım asırlık bir kurumsal birikime sahiptir. Bu birikim yalnızca Türkiye kökenlilerin değil, bütün Türk dünyasının ortak imkanıdır.

Biz bu topraklara yalnızca işçi olarak gelmedik. Kurumsallaştık. Federasyonlar kurduk. Sivil toplum geleneği oluşturduk. Kimliğimizi korumak için bedel ödedik. Çocuklarımızın köksüzleşmemesi için mücadele ettik. Bugün Almanya’da Türk varlığı yalnızca demografik değil, kurumsal bir gerçekliktir.

Bu noktada sormamız gereken soru nettir: Kırım Tatarları neden bu hazır altyapının doğal parçası olmasın?

Ayrı ayrı küçük yapılar kurarak parçalı bir görünüm sergilemek mi daha stratejiktir, yoksa mevcut Türk kurumları içinde güçlü bir temsil alanı oluşturmak mı? Tarih bize şunu öğretmiştir: Sürgün coğrafyasında parçalanmak zayıflatır; bütünleşmek güçlendirir.

Almanya’daki Türk derneklerine burada ciddi bir sorumluluk düşmektedir. Dayanışma, yalnızca bir program daveti değildir. Gerçek dayanışma, karar mekanizmalarını paylaşmaktır. Yönetimlere dahil etmektir. Söz ve yetki vermektir.

Kırım Tatarlarını “misafir” statüsünde görmek yerine, aynı medeniyet havzasının asli unsuru olarak kabul etmektir.

Çünkü mesele yalnızca Kırım değildir. Mesele Türk dünyasının Avrupa’daki kurumsal geleceğidir.

Eğer her topluluk kendi içine kapanırsa, zamanla yalnızlaşır. Yalnızlaşan toplum, Avrupa’nın güçlü asimilasyon mekanizmaları karşısında direnç kaybeder. Bugün Kırım Tatarlarının yaşadığı tarihsel tecrübe, aslında hepimize bir uyarıdır. Güçlü olan değil, örgütlü olan ayakta kalır.

Neuss’taki o iftar gecesi bana şunu gösterdi: İmkan var. İrade var. Kurumsal zemin var. Eksik olan şey stratejik birliktelik bilincidir.

Kırım Tatarları yalnız değildir. Ancak yalnız kalmamak için yalnızca onların çaba göstermesi yetmez. Avrupa’daki Türk kurumları bu mücadeleyi kendi mücadeleleri olarak görmelidir. Çünkü bugün Kırım için gösterilecek refleks, yarın Avrupa’daki Türk varlığının da teminatı olacaktır.

Tarih, dağınık olanları değil; birlik inşa edenleri yazar.

Ve birlik, sözle değil; kurumsal cesaretle kurulur.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —