Karakterin cinsiyeti yoktur.
Haydi gelin benim perspektifimden bakalım.
Toplumsal ilişkilerde en çok yanlış anlaşılan kavramlardan biri “ahlak”tır.
Oysa ahlak, çoğu zaman sonradan öğrenilen, dışsal normlarla şekillenen bir davranış setidir.
Karakter ise daha derinde, insanın kendi varlığıyla kurduğu ilişki düzeyinde ortaya çıkar.
Bu nedenle herkes ahlaklı görünmeyi başarabilir, ama herkes karakterli olamaz.
Karakter; insanın denetlenmediği anlarda, hesap vermeyeceğini düşündüğü zamanlarda, kendi lehine olanı seçme imkânı varken yine de vazgeçebilme becerisidir.
Bu, ne romantik bir meziyettir ne de doğuştan gelen bir ayrıcalık.
Bu, bilinçli olarak inşa edilen bir iç disiplindir.
İnsanın kendine duyduğu saygı, başkalarına göstereceği saygının ön koşuludur.
Kendini değersizleştiren biri, eninde sonunda başkasını da değersizleştirir.
Çünkü kişi, kendi iç dünyasında meşrulaştırdığı her davranışı başka hayatlarda da uygulamaya başlar.
Bu noktada cinsiyetler üzerinden yapılan tartışmalar yanıltıcıdır.
Karakter ne kadınsıdır ne erkeksi.
Sorumluluk almayan bir kadınla, sorumluluktan kaçan bir erkek aynı karakter eksikliğinin farklı tezahürleridir.
Karakter; sınır koyabilmektir.
İstediğini yapabilme özgürlüğü varken, yapmamayı seçebilmektir.
“Yapabilirim” ile “yapmalıyım” arasındaki farkı ayırt edebilmektir.
Bu yüzden bazı insanlar aldatmaz.
Çünkü fırsat bulamazlar diye değil, kendilerini buna razı edemezler.
Bazıları yarım bırakmaz.
Çünkü bağlanmaktan korkmazlar değil, sözün bir yükümlülük olduğunu bilirler.
Modern çağın en büyük yanılgılarından biri, karakteri duygu yoğunluğuyla karıştırmaktır.
Oysa yoğun duygularla yaşamak, yüksek karakter göstergesi değildir.
Karakter, çoğu zaman duygulara rağmen doğru olanı seçebilme iradesidir.
İnsanın kendini sevmesi, kendini sınırsızca hoş görmesi anlamına gelmez.
Gerçek öz saygı, kişinin kendine de hesap sorabilmesidir.
Kendini yüceltmek değil, kendini eğitebilmektir.
Bu nedenle karakter, başkasına verilen zararın yokluğunda değil,
verilebilecek zarardan bilinçli olarak vazgeçilmesinde görünür.
Ve belki de en rahatsız edici gerçek şudur:
Karakter, zamanla değil; niyetle gelişir.
İnsan değişmek istediği kadar değil, kendini ciddiye aldığı kadar karakter kazanır.
Bu yüzden bazı insanlar yaş aldıkça olgunlaşmaz.
Sadece alışkanlıklarını derinleştirirler.
Karakter ise alışkanlık değil, bilinçtir.
Yaşamak güzel şey vesselam…
Düş Çobanı