Ramazan ayı, insanın kendisiyle yüzleştiği en özel zamanlardan biridir. Sadece aç kalmak değildir mesele. Nefsini terbiye etmektir, vicdanını tartmaktır, kalbini temizlemektir. Ramazan, kimin samimi, kimin sahte olduğunu da ortaya çıkarır. Çünkü bu ayda maskeler düşer, niyetler görünür olur.
Bugün bu ülkede, bu coğrafyada, Aleviliğin, Ehl-i Beyt sevgisinin, Hz. Ali yolunun nasıl istismar edildiğini gördükçe insanın içi yanıyor. Yıllardır halkımızın duyguları üzerinden siyaset yapanlar, çıkar sağlayanlar, makam devşirenler, şimdi de inanç üzerinden ticaret yapıyor. Buna sessiz kalmak, suça ortak olmaktır.
Açık konuşalım. Tarihte, Kur’an’da, Hz. Ali’nin hayatında, On İki İmam yolunda “Cemevi ibadethanedir” diye bir kavram yoktur. İbadethanenin adı bellidir: Mescittir, camidir. Bu İslam’ın apaçık hükmüdür. Kimse kendi keyfine göre yeni bir ibadet mekanı icat edemez. İnanç, oyuncak değildir.
Anadolu’daki büyük Alevi ozanlarına bakın. Pir Sultan’a, Kul Himmet’e, Virani’ye bakın. Bir tek dizesinde “Cemevi ibadettir” diye bir ifade bulamazsınız. Çünkü böyle bir şey yoktur. Sonradan uydurulmuştur. 1950’lerden sonra, özellikle belli çevreler tarafından, Alevi halkını uyutmak, koparmak, yönlendirmek için ortaya atılmıştır.
Bugün Cemevlerinde yapılan birçok uygulama, İslam’la da, Hz. Ali’nin yoluyla da örtüşmemektedir. Saz çalmak, semah dönmek, kültürel olarak elbette yaşatılabilir. Buna kimse karşı çıkmaz. Bunlar Türk milletinin kültürüdür, tarihidir. Ama bunları “ibadet” diye sunmak, Hz. Ali’nin adını kullanarak pazarlamak, büyük bir haksızlıktır.
Hz. Ali adaletin sembolüdür. Ahlakın timsalidir. Yetimin hakkını gözetendir. Zulme boyun eğmeyendir. Hayatı boyunca ne saz çalmıştır ne semah dönmüştür ne de bugünkü şekliyle “halka namazı” diye bir şey yapmıştır. Onun yolu, gösteri yolu değil, ahlak yoludur.
Bugün bazıları Hz. Ali’nin resmini duvara asıp, arkasından insanları kandırıyor. Alevi halkının temiz duygularını sömürüyor. İnancı, rant kapısına çeviriyor. Bu açık bir istismardır. Bu kul hakkıdır. Ramazan ayında bunu hatırlamak zorundayız.
Ramazan bize şunu öğretir: Dürüst olun. Samimi olun. Kul hakkından korkun. İnancı kullanmayın. Halkı aldatmayın. Kimsenin inancını kendi çıkarınıza alet etmeyin.
Eğer cem yapacaksanız yapın. Semah dönecekseniz dönün. Saz çalıp deyiş söyleyecekseniz söyleyin. Bunlar bizim kültürümüzdür. Başımızın tacıdır. Ama bunu Alevilik adına, ibadet adına, On İki İmam yolu adına sunmayın. İnsanları kandırmayın. Hz. Ali’nin adını kirletmeyin.
Bu halk artık eskisi gibi saf değil. Her söylenene inanmıyor. Her gösteriye kanmıyor. Kim samimi, kim sahte, görüyor. Ramazan, bu ayrımı daha da netleştiriyor.
Benim çağrım nettir: Dürüst olun. Onurlu olun. Geleneğimize sahip çıkın ama yalanla değil, rantla değil, samimiyetle sahip çıkın. İnancı siyaset malzemesi yapmayın. Alevi halkını kandırmayın. Bu millet artık uyanıyor.
Hz. Ali’nin yolu, susarak değil, doğruyu söyleyerek yürünür. Ben de doğru bildiğimi söylemeye devam edeceğim. Çünkü bu yol, korkakların değil, vicdan sahiplerinin yoludur.