Dilek Yıldırım

Tarih: 10.01.2026 17:02

Eğitimde Kaybettiğimiz Şey: Kalp!

Facebook Twitter Linked-in

Biz bunu unuttuk.

Eğitimi sayılara emanet ettik. Notlara, sıralamalara, yüzdelere…
Başarıyı ölçtük, hızlandırdık, yarıştırdık.
Ama bir şeyi ölçemedik: Bir çocuğun içindeki sesi.

Kimse şunu sormuyor artık:
“Bu çocuk kendini değerli hissediyor mu?”
“Yanlış yaptığında utanıyor mu, yoksa cesaret mi buluyor?”
“Burada kendisi olmasına izin var mı?”

Oysa öğrenme, sadece bilgi almak değildir.
Öğrenme, temas etmektir.

Korkan bir çocuk öğrenemez.
Sürekli kıyaslanan bir genç merak edemez.
Hata yapmaktan korkan bir zihin gelişemez.

Bilgi, sevgiyle buluşmadığında yük olur.
Ezberlenir, geçilir, unutulur.
Kalbe değmeyen bilgi, insanın içinde kök salmaz.

Bugün sınıflar çok kalabalık ama çok yalnız.
Herkes yetişmeye çalışıyor: müfredata, sınava, zamana…
Kimse çocuğun ritmine yetişmeye çalışmıyor.

En çok da beklemeyi unuttuk.

Beklemek; tembellik değildir.
Beklemek; vazgeçmek hiç değildir.
Beklemek, “Seni olduğun yerde görüyorum” demektir.

Eskiden bir öğretmen, bir çocuğun suskunluğunu fark ederdi.
Bir ebeveyn, “zorlanıyor” demeyi başarısızlık saymazdı.
Şimdi ise her şey hemen olsun istiyoruz.
Hemen anlasın.
Hemen yapsın.
Hemen başarsın.

Ama sevgi aceleyle kurulmaz.
Öğrenme de.

Bir çocuğu beklemek, ona verilen en derin değerdir.
“Sen yetişmek zorunda değilsin, ben buradayım” demektir.
Bu cümle bazen söylenmez; bir bakışla, bir duruşla hissedilir.

Biz hızlandıkça kalmayı unuttuk.
Sabretmeyi unuttuk.
Yanında durmayı, yeniden anlatmayı, yorulana mola vermeyi…

Oysa eğitim, kalmayı gerektirir.
Anlamayana bir kez daha anlatmayı,
Vazgeçene yeniden cesaret vermeyi,
Sessiz kalanı duymayı…

Belki de sevgiyi bir yerde değil, bir zamanda kaybettik.
Yavaşladığımızda…Durduğumuzda…


Bir çocuğun gözlerinin içine bakıp onu sadece “öğrenci” değil, “insan” olarak gördüğümüzde…

İşte o zaman eğitim yeniden anlam kazanacak.

Çünkü kalbe dokunan bir söz, bazen bir hayatın yönünü değiştirir.
Ve sevgiyle kurulan bir eğitim, sadece bilgi öğretmez; cesaret öğretir, merak uyandırır ve insan olmayı hatırlatır.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —