Hülya Öztürk

Tarih: 15.01.2026 23:23

Dünyanın Dört Bir Köşesinde Kadın Olmak!

Facebook Twitter Linked-in

Kadın, insanlık tarihinin akışında durağan bir figür olmadı; o, zamanın ruhuna göre şekil değiştiren ama özünü kaybetmeyen bir nehirdi. İlk çağlarda Anadolu’nun bereketli topraklarında, Hitit ve Friglerin “Ana Tanrıçası” olarak kutsandı; Türk töresinde “baş tacı” edilip devletin ve evin ortağı oldu.

Ancak zamanla, mülkiyetin gölgesinde hakikati perdelendi. Antik Yunan’dan Roma’ya kadar mülk sayıldı, sesi kısıldı. Ama o, aynadaki o emekçi kadını hep orada tuttu; hayatı sessizce büyütmeye devam etti.

Dünya üzerinde kadın olmak, sadece biyolojik bir kimlik değil; coğrafyanın, geleneğin ve siyasetin üzerinde yürüttüğü bitmek bilmeyen bir müzakeredir. Farklı kıtalar arasında yolculuk yaptığımızda, kadının hem en büyük mağdur hem de en sarsılmaz direnişçi olduğunu görürüz. Bugün aynaya baktığında gördüğün kadın, aslında tüm kıtaların yorgunluğunu ve gücünü taşıyor:

Paris’te cam tavanları kırmaya çalışan modern kadının mücadelesi var sende.
Asya’nın kadim gelenekleriyle geleceğin teknolojisi arasında denge kuran o zekâ var.
Afrika’da imkânsızlıklardan hayat çıkaran, toprağı ve suyu onurlandıran o kadim sabır var.
Ortadoğu’da siyasetin ve inancın kıskacında bile kendi kimliğini bir bayrak gibi taşıyan o asil direniş var.

Ve bugün hakikatin en çok kanadığı yerde, Gazze’de; kadın olmak imkânsızı başarmaktır.
Evi başına yıkılmışken bile dik duran, evladını ve umudu enkazın altından çekip alan Gazze kadını, bugün aynadaki o en çıplak gerçektir. Onlar; savaşın ilk kurbanı olan “hakikati”, kendi vakur duruşlarıyla yeniden canlandıran yaşayan anıtlardır.

Geçmişte “bereket”, bugün “denge”, gelecekte ise “bilgi” olarak tanımlansın kadın; senin gerçeğin hepsinden ötedir. Günümüzün “mükemmel görünme” ve “her şeyi başarma” baskısına inat, sen hayatı emek emek büyütmeyi seçtin.

Aynadaki kadını sevmek sadece bir barışma değil; Paris’ten Gazze’ye uzanan o büyük kadınlık ağının içinde kendi özgünlüğünü ilan etmektir. Çünkü dünya ne yöne giderse gitsin, kadının hakikati reddedildiğinde toplumun pusulası hep bozulacaktır.
Ve o pusulayı yeniden düzeltecek olan; aynadaki o sevdiğin kadının bilgeliği ve ellerindeki emektir.

Bedirhan Almas’ın

“Merhaba Kadın” şiiri, hayatı emek emek büyüten bütün kadınlara…

Merhaba kadın.
Çaresizlikten kırdığın tırnaklarına,
Makas vurduğun saçlarına,
Saçının her bir akına merhaba.

Bin yıldır üşümüş tenine,
Her gece üzerine örttüğün edebine,
Acılarını örttüğün gülüşlerine,
Keşkelerle ıslanan gözlerine,
Kirpiğinin her bir tanesine merhaba.

Merhaba kadın…
Küstüğün aynalara, yenildiğin savaşlara,
En önemlisi kirletmediğin aşka,
Merhaba kadın, merhaba…
(Bedirhan Almas)


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —