Harfler yer değiştirir, sesler birbirine karışır, kelime daha tamamlanmadan dağılır. Dışarıdan bakıldığında çocuk okuyor gibidir. Oysa içeride büyük bir mücadele vardır.
Disleksili bir çocuk için kelime, yalnızca harflerin yan yana gelmesi değildir. Kelime; yakalanması zor bir ses, tutması güç bir şekil, dağılmaya meyilli bir bütündür. Ve çoğu zaman çocuk kelimeyle değil, kaçan kelimelerle uğraşır.
İşte tam da burada OPES gibi yapılandırılmış bir yaklaşım devreye girer. Çünkü OPES çocuğa “hızlı oku” demez. “Daha çok tekrar et” diye bastırmaz. Önce şunu söyler:
“Dur. Acelemiz yok.”
Okuma, yarış değildir. Hele disleksili bir çocuk için hiç değildir.
OPES’in en kıymetli tarafı, çocuğu zorlandığı yerden çekiştirmemesi. Onu güçlü olduğu yerden yürütmesi. Disleksili çocukların çoğu görsel düşünür. Hayal kurar, resimle bağ kurar, imgelerle öğrenir. OPES, kelimeyi yalnız bırakmaz; bir görüntüyle, bir anlamla, bir hisle yan yana getirir. Böylece kelime artık soyut bir yük olmaktan çıkar, tanıdık bir yüz haline gelir.
Bu süreçte en önemli değişim, çocuğun iç sesinde olur.
Başta “Yapamıyorum.” diyen çocuk, bir süre sonra şunu fısıldar:
“Bu kelime bana yabancı değil.”
İşte öğrenme tam da o noktada başlar.
OPES mucize vaat etmez. Bir gecede akıcı okumayı da getirmez. Ama sabırla uygulandığında şunu sağlar: Çocuğun kelimeyle olan kavgası azalır. Okuma, korkulan bir an olmaktan çıkar; keşfedilen bir alana dönüşür.
Ve bir gün çocuk kendi kurduğu yeni bir kelimeyi fark eder. Heceyi birleştirir, sesi tutar, anlamı yakalar. O an gözlerindeki ışık her şeyi anlatır:
“Ben yapabiliyorum.”
Bu cümle bir çocuğun hayatında dönüm noktasıdır.
Velilere küçük ama önemli bir hatırlatma yapmak isterim:
Disleksili çocuklar yavaş okuyabilir. Ama bu, az anladıkları anlamına gelmez. Çoğu zaman tam tersine, derin kavrarlar. Zaman isterler. Baskı değil, anlayış isterler. Karşılaştırma değil, eşlik isterler.
Unutmayalım; bazı çocuklar kelimeyi hemen yakalayamaz. Ama doğru destekle, o kelime bir gün onların elinde kalır.
Bazen bir çocuğun ihtiyacı olan şey daha fazla alıştırma değildir.
Daha yüksek sesle “oku” demek hiç değildir.
Bazen ihtiyacı olan tek şey şudur:
Kelimeleri tutabilmesi için ona tanınan sabır ve güven.