ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland üzerinden başlattığı baskı ve ardından gelen gümrük tehditleri, Avrupa’yı yalnızca Washington’la değil, Moskova’yla olan ilişkisinde de kritik bir yol ayrımına sürükledi. Brüksel şimdiye kadar hiç kullanılmamış en sert ekonomik aracı “ticaret bazukası” olarak anılan Anti-Coercion Instrument (ACI) seçeneğini ilk kez ABD’ye karşı ciddi biçimde tartışıyor.
Önümüzdeki perşembe Brüksel’de yapılacak AB zirvesi, Avrupa’nın bu kriz karşısında nasıl bir rota çizeceğini belirleyecek dönüm noktası olacak.
Berlin’in Grönland’a sembolik asker göndermesi ve Trump’ın gümrük tehdidinden yalnızca üç gün sonra bu birlikleri geri çekmesi, Avrupa’da şok etkisi yarattı. Bu gelişme, ABD’nin ekonomik baskısının Avrupa’nın askeri ve siyasi kararlarını bile geri çevirebildiğini gösterdi.
Almanya’daki dış politika çevreleri açıkça şu gerçeği kabul etti:
Avrupa’nın ABD’ye karşı caydırıcı gücü yok.
Bu geri çekilme sembolik olmaktan çok daha fazlasını temsil ediyordu. Avrupa ilk kez Washington’un ekonomik sopası karşısında doğrudan jeopolitik pozisyon kaybetti.
Tam bu kırılmanın ardından Almanya Başbakanı Merz’in “Rusya bir Avrupa ülkesidir” diyerek Moskova’yla ilişkilerin düzeltilmesi gerektiğini savunması tesadüf değildi. Bu çıkış Berlin’in stratejik kaygısını ele veriyor:
ABD güvenilmez hale geldikçe Rusya’yı tamamen dışlamak Avrupa için riskli bir yalnızlığa dönüşüyor.
Bu söylem değişimi Almanya’nın yön değiştirmesinden çok, Avrupa’nın denge arayışının ilk açık işareti.
Tagesschau’nun gündeme taşıdığı ACI, üçüncü ülkelerin ekonomik baskıyla AB’yi siyasi karar almaya zorlamasına karşı geliştirilmişti. Eğer devreye girerse AB:
Bu araç bugüne kadar hiç kullanılmadı. Aslında Çin’e karşı tasarlanmıştı. Şimdi ilk kez ABD’ye karşı konuşulması bile, transatlantik ilişkilerde tarihi bir kırılma anlamına geliyor.
Zirvede AB liderleri şu kritik soruya cevap arayacak:
ABD’nin baskısı resmen “ekonomik zorlama” sayılacak mı ve ACI süreci başlatılacak mı?
ACI’nın devreye girmesi aylar sürecek teknik bir süreç olsa da, soruşturmanın başlatılması bile Washington’a açık meydan okuma anlamına gelecek.
Ancak AB içinde birlik yok:
Bu yüzden Brüksel’in en muhtemel adımı, ACI’yı hemen kullanmak değil, ABD’ye karşı güçlü bir pazarlık silahı olarak masada tutmak olacak.
Son gelişmeler Avrupa’yı yeni bir stratejiye zorluyor:
Trump’ın baskısı Avrupa’yı bir tercihe değil, zorunlu bir gerçekliğe itiyor:
Rusya’yı tamamen dışlayan bir Avrupa artık sürdürülebilir görünmüyor.
Grönland krizi yalnızca bir ticaret gerilimi değil, Avrupa’nın güç haritasının yeniden çizilmeye başlamasıdır. Almanya’nın geri adımı ve ardından gelen Rusya açılımı, ABD baskısının Avrupa’yı Moskova’ya doğru ittiğini gösteriyor.
Perşembe günü Brüksel’de verilecek karar, Avrupa’nın ABD’ye ne kadar direnebileceğini ve Rusya’ya ne kadar yaklaşacağını belirleyecek ilk büyük sınav olacak.
Avrupa artık tek bir soruyla karşı karşıya:
ABD’nin gölgesinde kalmaya devam mı edecek, yoksa Rusya’yı da içeren yeni bir denge düzenine mi yönelecek?