Gazeteci-Yazar Okan Müderrisoğlu, Suriye’de son dönemde yaşanan önemli gelişmeleri, Türkiye’nin kararlılıkla yürüttüğü stratejik adımlar üzerinden değerlendirdi. Müderrisoğlu’nun Sabah gazetesinde yayımlanan “Bosna, Irak, Mısır, Afganistan tecrübeleri ışığında Suriye…” başlıklı yazısı, Suriye sahasındaki kritik ayrıntıları gözler önüne seriyor.
Tarih Yazılan Süreç: Türkiye’nin Çok Yönlü Analizi
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Suriye sahasında etkin bir rol üstlenerek, muhalif unsurlar ile yerel dinamikleri başarıyla organize etti. Müderrisoğlu’na göre, Türkiye’nin “tarihin doğru tarafında durma” iradesiyle attığı adımlar, bölgedeki dengeleri değiştirdi.
Suriye muhalefeti ile iş birliği çerçevesinde yapılan hazırlıklar, yıldırım harekâtının zeminini oluşturdu. MİT’in uzman ekipleri, sahadaki yerleşim yerlerini bizzat inceleyerek kapsamlı raporlar hazırladı. Bu raporlar, rejim güçlerinin zayıflığını ve moral çöküntüsünü net bir şekilde ortaya koydu.
Stratejik Hedefler: Tel Rıfat ve Münbiç
Türkiye’nin öncelikli hedeflerinden biri, terör örgütü YPG’nin kontrolündeki Tel Rıfat ve Münbiç bölgelerinin güvenli hale getirilmesiydi. Bu doğrultuda MİT, yerel aşiretler ve Suriye Milli Ordusu ile sıkı bir koordinasyon içinde çalıştı. TSK ise kurmay düzeyde yapılan planlamaları sahada etkin bir şekilde destekledi.
Küresel Dengelerin Türkiye’ye Sağladığı Alan
Müderrisoğlu, uluslararası aktörlerin değişen önceliklerinin de Türkiye’ye stratejik avantaj sağladığını belirtti. Rusya, Ukrayna savaşı nedeniyle enerjisini yitirirken, İran ise İsrail’le sıcak çatışmanın ve paramiliter unsurlarının kayıplarının bedelini ödemek zorunda kaldı. ABD ise bölgedeki Kürt unsurların (YPG’den bağımsız) geleceği için yeni arayışlara yöneldi.
Bu süreçte, Türk devlet aklı sahayı çok yönlü bir analizle değerlendirdi ve uluslararası denklemleri de göz önünde bulundurarak muhalefetin hızlı sonuç alabileceği bir strateji geliştirdi.
Türkiye’nin Kararlılığı Bölgeyi Şekillendiriyor
Müderrisoğlu, Türkiye’nin bu hamlelerini şu ifadelerle özetledi:
“Türk devlet aklı, Suriye sahasında yalnızca askeri değil, siyasi ve sosyokültürel dinamikleri de dikkate alarak güçlü bir planlama yaptı. MİT ve TSK’nın organize ettiği bu süreç, uluslararası dengelerle uyumlu, hızlı ve etkili bir operasyonun temelini oluşturdu.”
Türkiye’nin bölgedeki bu kararlı duruşu, yalnızca Suriye için değil, tüm Ortadoğu’da yeni bir dönemin kapısını aralıyor.