Büyük İsrail’in önündeki en büyük engel önce İran, sonra da Türkiye’dir. Diğer İslam ülkeleri ise dişine göre kahvaltılık. Netanyahu’nun, zekâsı kıt Trump’ı kışkırtarak savaşa dahil etmesiyle ABD’nin dünya kamuoyundaki itibarı neredeyse kalmamıştır. Hem İsrail hem de ABD lanetleniyor.
İsrail, asrımızın en büyük katili ve adeta şeytanı sayılmaktadır. Anladığı dilden ders verilmediği takdirde Ortadoğu’da huzur diye bir şey kalmayacak. Müslüman ülkeleri İran’a karşı kışkırtmak için oynanan şeytani oyunun artık herkes farkında.
Güya komşu ülkelerin topraklarına İran’dan füzeler atılıyormuş. İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ve Genelkurmayı, “Komşularımızla bizim bir sorunumuz yoktur. Savunma maksadıyla Amerikan üslerine karşılık veriyoruz” diye defalarca açıklama yapmıştır. Yine de füzelerin o taraftan gelmesi oldukça düşündürücü. Füze bile attıklarına göre İran CIA ajanlarıyla mı kaynıyor?
Yeni seçilen dini liderin de fazla yaşamayacağına dair tehditler oldukça düşündürücü. Bu arada İsrail’in şeytani oyununa gelen Azerbaycan’ın tavrı, İsrail’e olan sadakatinin gereğini yansıtıyor.
Laik akla sahip Aliyev aslında güvenilir birisi değildir. Faraza İran yerine biz olsaydık, bir millet oluşumuza hiç bakmadan İsrail’den yana tavrını koyardı. Çünkü siyasi geçimini o ülkeden sağlıyor.
Öte yandan, şehit Muhammed Mursi’nin katili olan CIA ajanı Sisi, İran’a karşı Arap gücü oluşturma çabasında. Yıllardır burnunun dibindeki Gazze’yi bombalayan İsrail’e karşı kılını bile kıpırdatmayan bu CIA ajanı, tavrını İsrail’den yana koyarak rengini iyice belli etmiştir.
Aslına bakılırsa çetin kayaya çarpan Trump şaşkın. Ne yapacağını bilemiyor. Umduğunu bulamayınca İran’ın komşularından özür dilmesi bahanesine sarıldı. Bir şekilde üste çıkarak sallanan tahtını koruma telaşında.
Savaşın biraz daha uzaması hâlinde Amerikan halkının sokaklara döküleceğini bildiğinden ağız değiştirmeye başladı. Uranyumu ele geçirmek için İran’a özel kuvvetler gönderecekmiş. Gelsinler de görsünler diye İran savaşçıları kapıda bekliyor.
Şimdiden ABD askerlerinde bitkinlik ve tepkiler olduğunu görüyoruz. İsrail halkı da aynı sıkıntıları yaşadığı için tahribatlarını dünya kamuoyundan gizliyorlar.
Netanyahu şeytanı, Gazze’yi hava saldırılarıyla perişan ettiği gibi Lübnan’ı da aynı şekilde yapmayı düşünüyor. Ama karada yürümek için yürek ister. Gazze’ye giremiyor, Lübnan’a hiç giremeyecek.
Bu arada…
Birleşmiş Milletler “guguk” diyor fakat “hukuk” diyemiyor.
…
Her şeye rağmen İran’ı kutluyorum.
Dünyanın en güçlü silahlarına karşı tek başına direnmesi büyük bir başarıdır. Demek ki ABD devi fiyasko; içi tamamen boş. Gücü okuldaki çocuklara ve beşikteki bebeklere yetiyor.
Cumhurbaşkanımızın İranlı annelerin acılarını paylaşması tarihe düşülen bir nottur. Aslında Türkiye’nin tavrını dile getirmiştir.
…
Artık bilelim…
İsrail çıbanı, 7. Orduyu terk eden Mustafa Kemal’in hatırasıdır. İngilizler, başsız kalan Osmanlı ordusuna büyük zayiatlar verdirerek Adana’ya kadar gelmişlerdi. Boşluktan istifade edilince de İsrail fitnesinin temeli atılmıştır.
Dünyada İsrail’i 28 Mart 1948’de ilk tanıyan ülke, günün Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ve dahisi İsmet Paşa’dır. Onlar da bu kıyağı selamlıyorlar.
Tel Aviv’deki bir parkta Mustafa Kemal’in büstünü dikerek altına şu ifadeyi yazmışlar:
“Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, bütün Türk milleti ve Türkiye’yi seven İsrail halkı sana ebediyen minnettar kalacaktır.”
Duydunuz mu?
İsrail halkı Türk halkını çok seviyormuş; o yüzden piyasalarımız İsrail mallarıyla işgal edilmiştir. Milletin paraları İsrail’in cebine akıyor.
Bir de ebediyen minnettar kalmışlar…
Padişah Sultan Beyazıt, binlerce Yahudi’yi İspanya kralının kılıcından kurtararak Osmanlı topraklarına taşıdığı hâlde ona ebediyen minnettar kalmıyorlar da Mustafa Kemal’e kalıyorlar. Niçin?
Bir vakıadır: Yahudi kendinden olmayana minnettar kalmaz.
…
Kuzey Atlantik Anlaşması’yla NATO’ya 18 Şubat 1952’de Yunanistan dostumuzla (!) birlikte dahil olduk. Amerika o tarihlerden bu yana Ortadoğu’daki Müslüman ülkelerde üsler kurarak örgütlenmiştir.
Şu anda 128 Arap ülkesinde donanımlı üsleri bulunmaktadır.
İncirlik’teki üste de donanımlı 2500 uzman ABD askeri görev yapıyor.
Bu demektir ki ABD, üsleriyle Ortadoğu’yu kuşatmıştır. ABD ile İsrail’in saldırıları bu üslerden gelince İran da gayri ihtiyari karşılık veriyor. Vermekte de haklıdır.
Biz de olsak kendimizi korumak adına füzelerin geldiği yerlere ateş ederdik. Başka çaresi yok.
Diyorum ki, keşke şu İncirlik’teki ABD üssü havaya uçurulmuş olsaydı; tarihi bir beladan kurtulmuş olurduk.