Doping Medya Reklam
artı5tv youtube reklamı

Nuriye Soyutürk

Merhaba sevgili okurlarım,

İki haftadır birlikte çıktığımız bu yolculukta kültürün, sanatın ve insan ruhuna değen o görünmez bağın izini sürüyoruz. Gelen mesajlarınızdan şunu çok net hissediyorum: Hepimizin içinde, bazen adını koyamadığımız ama kaybolmasından korktuğumuz ortak bir duygu var.
İşte bugün tam da bu duygunun peşinden gitmek istiyorum.

Bir Elin Hikâyesi

Geçen gün bir sergide, köşede sessizce duran bir telkâri bileklik dikkatimi çekti. Parlak vitrinlerin, yüksek sesli kalabalıkların arasında adeta görünmezdi. Ama yaklaştığınızda şunu fark ediyordunuz: O bileklik yalnızca gümüşten yapılmamıştı. İçinde sabır vardı. Zaman vardı. Sessiz bir emek vardı.

Bir usta, belki saatlerce eğilmişti o ince telin başına. Konuşmamıştı. Şikâyet etmemişti. Ama her kıvrıma bir ömür sığdırmıştı.
İşte geleneksel Türk el sanatları tam olarak budur:
Sessizce konuşan ellerin hatırası.

Gelenek Sadece Geçmiş Değildir

Çoğu zaman “gelenek” dediğimizde aklımıza eski, tozlu, geride kalmış bir şey gelir. Oysa gelenek; geçmişten bugüne uzanan canlı bir nefestir. Yaşadıkça anlam kazanır, dokundukça çoğalır.

Bir ebru teknesinde suya bırakılan boya,
Bir kilimde ilmek ilmek örülen kader,
Bir çinide tekrar eden ama asla aynı olmayan desenler…

Bunların her biri bize şunu fısıldar:
Kökü olanın gölgesi uzun olur.

Modern Dünyada Kadim Bir Direniş

Bugün her şey çok hızlı. Tüketiyoruz, geçiyoruz, unutuyoruz. Ama el sanatları aceleye gelmez. Sabır ister. Dikkat ister. Ruh ister.
Belki de bu yüzden bu kadar kıymetliler.

Geleneksel sanatlar, modern dünyanın hızına karşı sessiz bir direniştir.
“Dur” der.
“Bak” der.
“His­set” der.

Ve biz o anda şunu hatırlarız: İnsan sadece üreten değil, anlam veren bir varlıktır.

Genç Eller, Yeni Yorumlar

Beni en çok umutlandıran şeylerden biri de şudur: Bugün gençler, geleneksel sanatlara kendi dillerini katıyor. Bir genç kadın, anneannesinden öğrendiği nakışı çağdaş bir tasarımla buluşturuyor. Bir genç erkek, ahşap oyma sanatını modern mekânlara taşıyor.
Gelenek değişmiyor; dönüşüyor. Ve bu dönüşüm onu daha da güçlü kılıyor.

Çünkü kültür, kilitli bir sandık değildir. Açıldıkça değer kazanır.

Bir Toplumu Ayakta Tutan Nedir?

Bazen kendimize şu soruyu sormalıyız:
Bir toplumu ayakta tutan şey nedir?

Ekonomi mi?
Teknoloji mi?
Güç mü?

Bence cevap çok daha derinde saklı:
Hatırlamak.

Kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi, hangi duygularla yoğrulduğumuzu hatırlamak…
İşte sanat ve kültür bunun için vardır. Unutmamak için.

Bu Yazılar Nereye Gidiyor?

Bu köşede bazen bir ustanın atölyesine gireceğiz.
Bazen unutulmuş bir el sanatının izini süreceğiz.
Bazen bir sergide sessizce duran bir eserin önünde durup sadece bakacağız.

Ama her defasında şunu hatırlayacağız:
Bir milletin ruhu, ancak onu hissedenler tarafından korunur.

Eğer bir gün bir kilimin deseninde durup düşünürsek,
Bir türküyü dinlerken gözlerimiz dolarsa,
Bir el emeğine dokunurken içimiz ısınırsa…


Yorum Yazın

Unutulan Eller, Hatırlanan Ruhlar!

İki haftadır birlikte çıktığımız bu yolculukta kültürün, sanatın ve insan ruhuna değen o görünmez bağın izini sürüyoruz.

2.01.2026 20:17:00

artı5tv youtube reklamı