Doping Medya Reklam
artı5tv youtube reklamı

Nuriye Soyutürk

Altı haftadır birlikte yürüdüğümüz bu yolda, bazen bir ilmeğe eğildik, bazen bir sahnenin ışığında durduk, bazen de unutulmuş bir hikâyenin izini sürdük. Şimdi bu yolculuğun yedinci durağında, içimde yankılanan başka bir soruyla karşınızdayım:
 Bir toplum ne zaman sessizleşir?

Merhaba sevgili okurlarım,

Sessizlik her zaman huzur demek değildir.
Bazen sessizlik; söylenemeyenlerin, bastırılanların, duyulmayanların birikmiş hâlidir. Bir toplum, duygularını ifade edemediğinde; acısını, sevincini, öfkesini ve umudunu anlatacak yolları kaybettiğinde sessizleşir.

Ve işte tam bu noktada sanat devreye girer.

Sessizliğin İçindeki Ses

Sanat, konuşamayanın dilidir.
Bir resimde bakış olur,
bir şiirde suskunluk,
bir türküde iç çekiş…

Herkes yüksek sesle konuşamaz ama herkes bir şey hisseder. Sanat, bu hislerin güvenli alanıdır. Yargılanmadan, bölünmeden, acele edilmeden var olabildiği yer…

Bir toplum, duygularını sanatla ifade edebildiği sürece tamamen susmaz.
Belki fısıldar ama susmaz.

Görünmeyen Yorgunluk

Bugün etrafımıza baktığımızda, çok çalışan ama az duran, çok konuşan ama az dinleyen, çok tüketen ama az hisseden insanlar görüyoruz. Bu görünmeyen bir yorgunluktur.
Ve bu yorgunluk en çok ruhu örseler.

Sanat bu yüzden önemlidir.
Çünkü sanat bize şunu söyler: “Dur. Kendini kaçırma.”

Bir serginin ortasında durup nefes aldığınızda,
bir konser salonunda kalabalıkla aynı anda sustuğunuzda,
bir atölyede elleriniz kirlenirken zihniniz arındığında…
İnsan, kendine geri döner.

Birlikte Hissetmenin Gücü

Bir toplumu ayakta tutan şey sadece ortak geçmiş değildir; ortak duygudur. Aynı şarkıda buluşabilmek, aynı hikâyede gözleri dolabilmek, aynı sahnede birlikte susabilmek…

Sanat, bireyleri yan yana getirir ama asıl mucizesi şudur: Kalpleri aynı anda titreştirir.

Bu yüzden bir tiyatro salonunda tanımadığımız insanlarla yan yana otururken bile yalnız hissetmeyiz. Çünkü orada, görünmez bir bağ kurulur.

Kaybolmamak İçin

Bir toplum ne zaman kaybolur biliyor musunuz?
Hatırlamayı bıraktığında…
Sormayı unuttuğunda…
Hissetmeyi gereksiz gördüğünde…

Sanat ve kültür, bize kaybolmamayı öğretir.
Kim olduğumuzu, neye tutunduğumuzu, neden vazgeçmememiz gerektiğini hatırlatır.

Bu yazı dizisi boyunca anlatmaya çalıştığım şey belki de hep buydu:
 Sanat bir lüks değil, bir yön duygusudur.

Son Bir Durak Değil, Bir Devam

Bu köşede yazmaya devam ettikçe şunu daha iyi anlıyorum:Biz burada cevaplar vermiyoruz. Sorular büyütüyoruz.
Çünkü doğru sorular, doğru yollara çıkar.

Belki bu yazıyı okuduktan sonra biri bir sergiye gidecek.
Belki biri yıllardır ertelediği defteri açacak.
Belki biri sadece durup uzun uzun bakacak…

Ve inanın, bazen en büyük değişim tam da orada başlar.

Son söz yerine şunu bırakmak istiyorum: Bir toplum, hissettiği sürece canlıdır.
Ürettiği sürece güçlüdür.
Paylaştığı sürece iyileşir.

Sanatla kalın.
Kültürle nefes alın.
Ve sessizleştiğinizi hissettiğinizde…
Bir şarkıya, bir resme, bir hikâyeye tutunun.

Çünkü bazen, bir ses bir toplumu yeniden uyandırır.


Yorum Yazın

Sanat Olmadan Toplum Nefes Alabilir mi?

Altı haftadır birlikte yürüdüğümüz bu yolda, bazen bir ilmeğe eğildik, bazen bir sahnenin ışığında durduk, bazen de unutulmuş bir hikâyenin izini sürdük.

15.02.2026 20:45:00

YAZARLAR

artı5tv youtube reklamı