Sevgili Artı5TV ailesi, sevgili okurlarım,
Bu yazıyı yazarken içimde çok sade bir cümle dolaşıyor: İnsan en çok kendine yabancılaştığında yorulur.
Günlerdir bunu düşünüyorum.
Koşuşturmalar, sorumluluklar, yetişmesi gereken işler, cevaplanması gereken mesajlar…
Herkese yetişmeye çalışırken bir tek kişiyi ihmal edebiliyoruz: Kendimizi.
Bazen aynaya bakıyoruz ama gerçekten görmüyoruz.
“İyiyim” diyoruz ama içimizde bir şey sessizce yardım istiyor.
Çünkü bu çağ bize hep dışarıyı öğretti.
Nasıl görünmelisin, nasıl konuşmalısın, nasıl başarılı olmalısın…
Ama kimse şunu öğretmedi:
Kendine nasıl dönersin?
Ben inanıyorum ki her insanın içinde bir “ev” var.
Gürültüden uzak, yargıdan uzak, koşuşturmasız bir yer…
Ama biz o eve uğramayı unuttuk.
O ev; başarısız olduğunda seni suçlamayan, ağladığında utanmayan, yorulduğunda seni azarlamayan bir yer.
Ve belki de en büyük huzur, o eve geri dönebilmekte saklı.
Kendimize dönmek; bir hedefe ulaşmak değil, bir yarış kazanmak değil, sadece durup şunu diyebilmek:
“Ben buradayım ve kendimi duyuyorum.”
Hiç fark ettiniz mi?
En çok sessizlikten kaçıyoruz.
Televizyon açık.
Telefon elimizde.
Kulaklık kulağımızda.
Çünkü sessizlikte düşünceler yükseliyor.
Yarım kalmış duygular, ertelenmiş yüzleşmeler…
Ama şunu öğrendim:
İnsan en çok sessizlikte iyileşir.
Bazen bir yürüyüşte,
bazen gece herkes uyuduktan sonra,
bazen sadece camdan dışarı bakarken…
O anlarda içimiz konuşur.
Ve aslında bize yol gösteren pusula hep oradadır.
Toplum bize hep fedakârlığı öğretti.
Herkesi düşünmeyi, herkesi memnun etmeyi…
Ama kimse şunu açıkça söylemedi:
Kendini seçmek bencillik değildir.
Bir “hayır” demek, bir sınır koymak, yorulduğunda geri çekilmek…
Bunlar zayıflık değil, olgunluktur.
Çünkü kendini tüketerek kimseye ışık olamazsın.
Önce kendi mumunu yakmalısın ki başkasına da aydınlık verebilesin.
Bugün sizden büyük kararlar istemiyorum.
Hayatınızı değiştirecek radikal adımlar da değil.
Sadece küçük bir davetim var: Bu akşam kendinizle beş dakika geçirin.
Telefonsuz.
Ekransız.
Maskesiz.
Kendinize şu soruyu sorun:
“Ben bugün gerçekten nasılım?”
Cevap mükemmel olmak zorunda değil.
Mutlu olmak zorunda değil.
Güçlü olmak zorunda hiç değil.
Sadece dürüst olsun.
Eğer uzun zamandır kendini ihmal ettiğini hissediyorsan, eğer kalbin yorgunsa, eğer dışarıya güçlü ama içine karşı kırılgansan…
Bil ki yalnız değilsin.
Ve bil ki:
Kendine dönmek için asla geç değil.
Bu köşede birlikte büyüyoruz.
Birlikte yüzleşiyor, birlikte iyileşiyoruz.
Belki mükemmel değiliz ama gerçekiz.
Ve ben şuna inanıyorum: İnsan kendi içine dönebildiğinde, hayat dışarıda daha yumuşak bir yer oluyor.
Bir sonraki yazımda yeniden buluşana kadar,
içinizdeki eve uğramayı unutmayın.
Çünkü siz, başarmak zorunda olduğunuz için değil, kendiniz olduğunuz için kıymetlisiniz.
Sevgiyle…