Bilinenin aksine; “Savaş bitti sanılır; ama çocukluk geri gelmez.” Çünkü bir çocuk için savaş, sadece silahların susmasıyla biten bir olay değil, ömür boyu süren sessiz bir çığlıktır.
Savaşın çocuklar üzerindeki etkisi sadece fiziksel yıkımla sınırlı değildir. Bir çocuğun zihni,
patlamaların gürültüsünü ve kaybın ağırlığını taşıyacak şekilde tasarlanmamıştır.
“Bazı travmaların dili yoktur.” Çocuk yaşadığı acıyı kelimelere dökemez; o acı bedene
hapsolur, hafızada donar ve bir ömür boyu davranışlarda, bakışlarda ve korkularda yaşamaya devam eder.
Savaşın ortasındaki bir çocuk için dünya artık güvenilmez bir yerdir. Bombalar durduğunda ve sözde “kurtuluş” geldiğinde bile, o çocuk için içsel bir barış sağlanamaz. Yıkılmış bir evin enkazından sağ çıkmak, ruhun enkazından kurtulmak anlamına gelmez.
Çocuk için güven, sığınabileceği huzurlu bir kucaktır; savaş ise o kucağı ondan sonsuza dek
koparıp almıştır.
Bahman Ghobadi’nin Kaplumbağalar da Uçar filminde gördüğümüz o ağır gerçeklik,
savaşta çocuk olmanın bir özeti gibidir. Çocukların oyun oynaması gereken yaşta mayın
toplaması, omuzlarına yüklenen erken yetişkinlik, insanlığın en büyük ayıplarından biridir.
Kaplumbağalar kabuklarını korunmak için taşırlar; savaşın çocukları da hayatta kalmak için
erkenden birer kabuk örmek zorunda kalırlar. Ama o kabuk o kadar ağırdır ki uçmalarına,
yani gerçekten “çocuk” olmalarına asla izin vermez.
Savaş bittiğinde gökyüzünden atılan yardım bildirilerindeki “Size özgürlük getirdik” cümlesi;
Riga’nın kör gözlerinde veya Agrin’in uçurumun kenarındaki son bakışında anlamını yitirir.
Savaşın kazananı kim olursa olsun, kaybedeni her zaman çocuklardır. Tıpkı Gazze’de ve dünyanın diğer coğrafyalarındaki masum çocukların yaşadığı gibi…
Kurtuluş gelse de o boşluk dolmaz, giden çocukluk geri gelmez.
Eğer bir çocuğun gözündeki o sönmüş ışığı görüp de kalbimiz sızlamayı bırakmışsa, “İnsanlığımızdan şüphe etmeliyiz.” Çünkü savaş, sadece bir coğrafyanın sorunu değil,
tüm insanlığın ortak utancıdır.
Kaplumbağaların uçamadığı bir dünyada, hiçbir çocuk gerçekten özgür değildir.
“Savaş bittiğinde gökyüzü yine mavi olacak dediler. Ama kimse bize kırık kanatlarla o gökyüzüne nasıl bakacağımızı söylemedi…”