Doping Medya Reklam
artı5tv youtube reklamı

Muhammed Al

Bu artık bir adli vaka değildir. Bu, bir insanlık imtihanıdır.

Jeffrey Epstein dosyası; çocukların, kızların, genç kadınların istismar edildiği bir suç ağını aşalı çok oldu. Bugün bu dosya, dünyayı yöneten sistemin ahlaki iflasını yüzümüze çarpıyor. Ve şunu açıkça söylüyor: Eğer şimdi dur demezsek, insanlık geri dönülmez bir noktaya sürüklenecek.

Hukuk susabilir, deliller karartılabilir, dosyalar gizli raflara kaldırılabilir. Ancak tarih bize şunu öğretir: Bazı suçlarda belge değil, vicdan konuşur. Maşeri vicdan bazen mahkeme tutanaklarından daha güçlüdür. Çünkü vicdan, güç ilişkilerine değil hakikatin izine bakar. Bugün milyonlarca insanın zihninde aynı soru yankılanıyor: Bu kadar organize, bu kadar uzun soluklu bir yapı tek başına ayakta kalabilir miydi?

Epstein yalnız değildi. Bu artık inkâr edilemez. Ancak daha vahim olan, onun çevresinde dolaşan birçok “dokunulmaz” ismin hâlâ hesap vermemiş olmasıdır. Bu durum toplumda şu algıyı güçlendirdi: “Eğer yeterince güçlüysen, hukuk sana uğramaz.” İşte bu algı, işlenen suçtan bile daha yıkıcıdır. Çünkü adalet duygusunu aşındırır ve toplumları içeriden çürütür.

Tartışmaların odağında zaman zaman istihbarat örgütleri ve bazı devlet yapıları da yer alıyor. Özellikle Mossad ve İsrail hakkında kamuoyunda yoğun iddialar dile getiriliyor. Ancak altını net çizmek gerekir: Bu iddialar yargı kararı değildir ve resmî olarak kanıtlanmış suçlamalar değildir. Yine de insanların şu soruyu sorması dikkat çekicidir: Epstein’ın yıllarca süren dokunulmazlığı, küresel elitlerle kurduğu ağ ve gördüğü koruma, sıradan bir bireysel suç profiliyle açıklanabilir mi?

Bu soruların kendisi bile uluslararası sistem açısından bir alarmdır. Çünkü mesele artık tek bir isim değildir. Mesele, cezasızlık kültürüdür. Eğer güç sahipleri en ağır suçlar karşısında dahi hesap vermiyorsa, sistemin meşruiyeti sorgulanmaya başlar.

Burada açıkça ifade etmek gerekir: Bu tartışma bir halkı ya da bir inancı hedef almak değildir. Suç, kim tarafından işlenirse işlensin suçtur. Ve eğer devlet aklı, siyasi çıkar ya da istihbarat dengeleri çocuk istismarı gibi insanlık suçlarının üzerini örtüyorsa, hangi bayrak altında olursa olsun bu durum insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur.

Bugün artık mesele Epstein değildir. Mesele, “Epstein düzeni” dediğimiz yapıdır. Çocukların metalaştırıldığı, gücün hukukun önüne geçtiği, adaletin siyasi dengelere göre eğilip büküldüğü bir dünya sürdürülebilir değildir.

Eğer bu dosya gerçekten sonuna kadar açılmazsa, eğer “fazla güçlü” denilerek bazı isimlere dokunulmazsa, eğer maşeri vicdanın haykırışı yine duymazdan gelinirse, yarın bu suçlar daha örgütlü ve daha pervasız şekilde geri dönecektir.

Bu bir çağrıdır. Hukuka. Vicdana. İnsanlığa.

Ve belki de en temel soru şudur: “Çocuklar istismar edilirken, siz neden sustunuz?”

O gün geldiğinde verilecek bir cevabımız olmalı. Çünkü sessizlik, bazen suça ortak olmaktır.


Yorum Yazın

Epstein Dosyaları: İnsanlık Uçurumdayken Sessizlik Suçtur

Bu artık bir adli vaka değildir. Bu, bir insanlık imtihanıdır.

7.02.2026 17:29:00

YAZARLAR

artı5tv youtube reklamı