Soralım bakalım…
Ey CHP, sen iktidarda olmuş olsaydın bakanlarını değiştirme yetkin ve hakkın olmayacak mıydı? O halde, İçişleri ile Adalet bakanı değişti diye neden hop oturup hop kalkıyorsun? Demek ki huyun öyle, ne kadar daha muhalefette kalsan müzminleşmiş huyundan vazgeçmeyeceksin.
Şu eşittir Müsavat beyefendinin dediğine bakın:
“Davayı açan kişi davayı yürüteceklerin başına geçiyor.”
Dam üstünde saksağan vur beline kazmayı!
Doğrusu bayıldım ne anlayış; mahkemeleri nüfus müdürlükleri zannediyor, “Başına geçmiş” diyor, yani amiri!
“Kandıralı sen de dur” hesabı.
Hani demokratik laik hukuk devletiydik, amirlik da nereden çıktı?
Demek ki İYİ Parti’nin Genel Başkanı HSK’nın yapılanmasını bilmiyor. Yemin eden bakanlara yapılan saldırıdan tık yok.
Muhalefet dediğin işte böyle olur, bir gözü görür diğer gözü görmez.
…
Neden diğerleri değil de Akın Gürlek?
Çünkü İstanbul’u yağmalamak isteyenlerin üzerine cesaretle giden bir başsavcı. Hırsızların, teröristlerin korkulu rüyası. Şimdi de Adalet Bakanı olunca daha keskin olacağını bildiklerinden kuduruyorlar.
Gel gör ki korkunun ecele faydası yoktur.
Akın Gürlek, şu anda resmen Adalet Bakanıdır.
AK Parti iktidarı belki de Adalet Bakanlığına mesleğin içinden gelen birisini ilk defa görevlendirmekle isabet kaydetmiştir. Gürlek; Adalet Bakan Yardımcılığında, Ağır Ceza Mahkemesi başkanlıklarında, İstanbul gibi bir şehrin başsavcılık görevlerinde bulunduğu için deneyimli; mesleğin ıcığını ciciğini biliyor.
…
Özgür Özel, Cumhurbaşkanına “darbe yaptın” diye çatarken kendinden olana da, “İktidara bozuk tohum Mesut’la gidilmez” diyor.
Hanginiz düzgün tohum?
Akın Gürlek’i de Yüce Divan’la tehdit ediyor.
Dikkat çeken husus, yeni Adalet Bakanı’nın CHP tarafından saldırılara uğramasıdır. “Hele bir durun, sabredin bakalım; yerine otursun, kalemi eline alsın, yapsın görelim” diyen yok.
Hırsızın başında arı oynarmış.
Yarası olanlar panikte. Giderek ucunun birilerine dokunacağından korkuyorlar. Yoksa bu ülkede hiç mi Adalet Bakanı görevlendirilmedi?
…
CHP’nin bakanlarını da gördük.
Mustafa Kemal’in Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt, “Türk vatanında Türk olmayanın bir hakkı vardır; köle veya hizmetçi olmak” dediğinde Kürt halkını dışlayarak devletin başına elli yıllık bela açmadı mı?
CHP iktidarında o bakanlığın, imam hatip kökenlidir diye hâkimlik mesleğine kabul etmeyenleri de bizzat yaşayarak gördük. Beş yüz kişilik hâkimlik imtihanında iki kişi elekten kaçabilmiştik, diğerlerini elediler.
…
Tarihin sayfaları henüz silinmedi.
Yunan çekildikten bir yıl sonra hanımını katil Yunan Başbakanı Venizelos’un koluna veren genel başkanınızı da bu millet unutmadı.
Kanlı darbeler de CHP zihniyetinin eseridir.
Şimdi de İçişleri Bakanı hafızdır diye laiklik lekesi sürmeye kalkışıyorlar. Hepsinden daha başarılı olan Cumhurbaşkanımız da imam hatipli; yıllarca bu ülkeye hizmet eden birisi olarak ben de hafızım, ne olmuş yani?
Ayrıştırmak, kışkırtmak CHP zihniyetine İttihatçılardan miras kalan bir duygu, bir maraz. Tedavisi oldukça zor bir hastalık.
…
Adamın birisi kendini arpa zannedince horozdan sürekli kaçıp saklanırmış. Tedaviler fayda vermemiş; sabahlara kadar arpa olmadığını anlatmışlar, olmamış. O yine de kendini arpa zannedermiş. Yaşı yıllanınca oturmuş düşünmüş:
“Yahu” demiş, “arpa olmadığımı artık ben de anlıyorum ancak bunu çilli horoza nasıl anlatacağız?”
Teşkilatın bir mensubu olarak Gürlek’in başarılı olacağundan eminim, hayırlı uğurlu olsun. Orası tamam da, bunu sürekli kayış atan CHP’nin horozlarına nasıl anlatacağız?
İşte ülkenin asıl sorunu burada düğümleniyor…