Doping Medya Reklam
artı5tv youtube reklamı

Betül Çeken Erdoğan

Sevgili Artı5TV ailesi, sevgili okurlarım,
Bu yazıyı yazarken içimde tarifsiz bir duygu var. Göğsümde hem bir kıpırtı hem derin bir sızı. Çünkü kadın olmak, bu dünyada en güzel ama en zor rollerden birini üstlenmek demek.

Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Ama biliyor musunuz, kadınlar için her gün 8 Mart aslında. Çünkü var olmak, görünmek, duyulmak, eşit olmak mücadelesi takvimde tek bir güne sığmayacak kadar büyük ve köklü.

Kadın Doğdum, Savaşçı Oldum

Daha dünyaya gelirken başlıyor her şey. "Kız çocuğu" etiketi yapıştırılıyor üzerimize. Bazı hanelerde kucağa alınmak, bazılarında yok sayılmak. Sonra büyüyoruz. Hepimize aynı şey öğretiliyor: Uslu dur, Sesini çıkarma, Ne derler, Kırıcı olma, Erkek gibi değil, hanımefendi gibi davran.

Ama kimse öğretmiyor şunları:
 Hayır demeyi.
 Sınır koymayı.
 Kendi sesinin de bir değeri olduğunu.
 Bir kadının da tıpkı bir erkek gibi hayal kurma, başarma, var olma hakkı olduğunu.

Ve işte tam burada durup sormak istiyorum: Neden bir kadının başarısı hep erkek gibi olmasına bağlanır? Neden güçlü bir kadın gördüğümüzde Ne kadar otoriter, ne kadar soğuk deriz de, bir erkek için aynı özellikleri Ne kadar karizmatik, ne kadar lider diye tanımlarız?

Her Gün Verdiğimiz Görünmez Savaşlar

Belki farkında değilsiniz ama bir kadın olarak her gün verdiğimiz onlarca görünmez savaş var.
Sokakta yürürken kime gülümsediğimizin hesabını vermek.
İş yerinde bir erkek meslektaşımızdan daha fazla çalışıp daha az söz hakkına sahip olmak.
Kadın aklı diye bir kavramın hâlâ varlığını koruduğu bir dünyada var olmaya çalışmak.
Evde, işte, sosyal hayatta herkesi memnun etmeye çalışırken kendimizi unutmak.
Otobüste, metroda, yolda yürürken ensemizde hissettiğimiz o rahatsız edici bakışlara bir şey olmamış gibi devam etmek.

Evet, bu satırları okurken belki içiniz burkuldu. Belki abartıyorsun dediniz. Ama sorun şu ki, abartmıyoruz. Bu bir kadının ortalama bir günü. Sadece sıradan bir günü.

Annelerimiz, Büyükannelerimiz ve Biz

Düşünüyorum da, annelerimiz ne büyük kadınlardı. Belki okuma yazmaları yoktu, belki hayalleri yarım kalmıştı, belki de hiç ben diyemediler. Ama bize hep sen olmayı öğrettiler.

Onların sustuğu yerde biz konuştuk. Onların yapamadığını biz yapmaya çalıştık. Ama hâlâ yolumuz çok uzun. Hâlâ anlatacak çok hikâye, söyleyecek çok söz var.

Virginia Woolf'un dediği gibi: Kendine ait bir oda. Sadece fiziksel bir oda değil bu; kendi kararlarını alabileceğin, kendi sesinle konuşabileceğin, kendi hayatını yaşayabileceğin bir alan.

Bugünün Anlamı: Sadece Karanfillik Bir Gün Değil

İtiraf edeyim, 8 Mart'ın karanfillere, kutlamalara, indirimli ürünlere indirgenmesine hep içerlerim. Çünkü 8 Mart, bir kadının direnişidir.
 8 Mart, 1857'de New York'ta daha iyi çalışma koşulları için grev yaparken can veren kadın işçilerin anısıdır.
 8 Mart, susmayanların, boyun eğmeyenlerin, ben de varım diyenlerin günüdür.

Elbette kutlayalım, elbette sevinelim. Ama unutmayalım ki kadınlar sadece bir gün değil, her gün hatırlanmayı, saygı görmeyi ve eşit muamele edilmeyi hak ediyor.

Bir Kadın Olarak Bu Köşede Var Olmak

Bu köşede yazmaya başladığım ilk günden beri hep samimi olmaya çalıştım. Bir kadın olarak duygularımı, düşüncelerimi, korkularımı ve umutlarımı paylaştım sizlerle.
Ve gördüm ki, kadınlar birbirine destek olduğunda, sesler birleştiğinde ortaya çok güzel bir şey çıkıyor: Dayanışma.

Bu vesileyle bugün, tüm kadın okurlarıma şunu söylemek istiyorum:
 Sesiniz çok kıymetli, sakın susmayın.
 Hayalleriniz büyük olsun, kimse yapamazsın demesin.
 Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın; siz, siz olduğunuz için zaten eşsizsiniz.
 Yorulduğunuzda durun, ağlamak istediğinizde ağlayın, gülecek kadar gücünüz olduğunda içinizden geldiği gibi gülün.

Ve unutmayın: Kadın olmak, zayıflık değil; aksine en büyük güçtür. Çünkü bir kadın hem doğurur hem savaşır; hem sever hem üretir; hem üretir hem dönüştürür.

Erkek Okurlarıma da Bir Çağrım Var

Sevgili erkek okurlarım, bugün sizleri de unutmak istemem. Kadınların mücadelesi, erkekleri düşman ilan etmek değildir. Aksine, daha adil, daha eşit, daha yaşanabilir bir dünya kurma çabasıdır.
Ve bu çabada sizler de bizim en büyük destekçimiz, yol arkadaşımızsınız.

Lütfen, annenize, eşinize, kız kardeşinize, kızınıza, arkadaşınıza sahip çıkın.
Onların sesini duyun, duyurun. Bir kadının hayırının hayır olduğunu bilin.
 Bir kadının varlığının, sizin varlığınız kadar değerli olduğunu asla unutmayın.

Bu Yazıyı Okuyan Tüm Kadınlara

Eğer bu satırları okurken gözlerin dolduysa, eğer beni anlatıyor dediysen, eğer bugün kendini yorgun, yalnız, anlaşılmamış hissediyorsan...
 Bil ki yalnız değilsin.
 Milyonlarca kadın var bu dünyada. Kimi senin gibi hissediyor, kimi daha kötüsünü yaşıyor, kimi ise umutla yarına bakıyor. Ama hepimizin ortak bir noktası var: Var olma mücadelemiz.

Ve bil ki sen, bugün olduğun gibi, yarın olacağın gibi, dün olduğun gibi mükemmel olmana gerek yok.
 Yorulmana, dağınık olmana, bazen güçsüz hissetmene de izin var. Çünkü sen, sadece var olduğun için bile değerlisin.

Küçük Bir Hatırlatma

Bugün kendine küçük bir hediye ver. Belki bir çiçek al kendine, belki sevdiğin bir kahveyi iç yalnız başına, belki de sadece aynaya bakıp Sen harika bir kadınsın de.

Çünkü bunu hak ediyorsun.
Çünkü bunu söyleyecek, bunu hissettirecek, bunu yaşatacak tek kişi aslında yine sensin.

Kadınlar günün kutlu olsun demeyeceğim.
Çünkü sen, sadece bugün değil, her gün kutlanmayı hak ediyorsun.
 Çünkü sen bir kadınsın; hayatın ta kendisisin.

Bir sonraki yazımda yeniden buluşana kadar, kendi sesini duymayı, kendi değerini bilmeyi ve asla pes etmemeyi unutma.

Sevgiyle, umutla ve kadın olmanın o eşsiz gücüyle.


Yorum Yazın

Bir Kadın Olarak Var Olmak: 8 Mart'ın Sessiz Çığlığı

Bugün 8 Mart. Ama biliyor musunuz, kadınlar için her gün 8 Mart aslında. Çünkü var olmak, görünmek, duyulmak, eşit olmak mücadelesi takvimde tek bir güne sığmayacak kadar büyük ve köklü.

8.03.2026 01:24:00

YAZARLAR

artı5tv youtube reklamı