Doping Medya Reklam
artı5tv youtube reklamı

Hülya Öztürk

Hayatın her alanında kadınları konuşuyoruz ama onları gerçekten ne kadar "görüyoruz"? Bir kadına baktığınızda sadece dış görünüşünü, kıyafetini veya yüzündeki makyajı görüyorsanız; aslında onun nasır tutmuş ellerini, alnındaki hayat mücadelesini ve ruhundaki gerçek derinliği ıskalıyorsunuz demektir. Oysa kadın; Emma Stone’un da dediği gibi; bir kalıba sığmak değil, kendin olmaktan korkmamaktır.

Modern dünya "kadın hakları" sloganları atarken acı bir gerçekle yüzleşmekten kaçıyor:
 Erkeklerin başlattığı savaşların bedelini en ağır şekilde kadınlar ödüyor.

Gazze, Yemen, Irak, İran, Afganistan ve diğer çatışma bölgelerinde cinsel şiddet vakaları her geçen gün katlanırken, lojistikten aile bakımına kadar her yükü omuzlayan kadınlar, barış masalarında maalesef %10’dan bile daha az temsil ediliyor. Bu tablo karşısında sormak gerekiyor: Romantik kutlamalar mı, yoksa berrak bir gerçeklik duygusu mu bizi iyileştirecek?

Kadın; emektir, haksızlığa karşı yükselen yumruktur ve idare edilen değil, aslında dünyayı idare eden temel güçtür.

Bazı kadınlar vardır; kahve tadındadır. Sertliği yaşanmışlıklarından, lezzeti ise yüreğindeki tortulardandır. Onları anlamak için sadece sözlerini değil, o sessiz yüreklerini duymak gerekir. Bizim ihtiyacımız olan şey romantik sloganlar değil, bu berrak gerçeklikle yüzleşmektir.

Bir kadın gittiğinde, sadece bir beden gitmez. Arkasında kurumuş saksılar, susmuş mutfak tıkırtıları ve anlamını yitirmiş eski bir bardak bırakır. Kapı eşiğinde yankılanan "geç kalma" uyarıları yetim kalır. Çünkü kadın, evin sadece eşi değil; o evin ağır işçisi, bahçıvanı, muhasebecisi ve ayakta tutan son sütunudur.

Hayat yolculuğuna "iki kişi" olarak başlanır; evin telaşına, çocukların gürültüsüne bazen sızlanılır. Ama gün gelir, her şey aslına rücu eder; evler tertemiz ve sessiz kalır, sular çekilir. İşte o zaman anlarız ki; önemli olan o "cıl cıl günlerin" kıymetini bilmek, yanımızdaki kadının içindeki o uyuyan güce, emeğe ve sevgiye hakkını teslim etmektir.

İslamiyet'in de vurguladığı gibi; kadın Allah’ın bir emaneti, ailenin saadet kaynağıdır. Ne Kur’an’da ne de evrensel adalette kadın ile erkek arasında salih ameller ve haklar bakımından bir ayrım yoktur.

Dünya; ancak kadının haksızlığa karşı yükselen yumruğunu, tarladaki emeğini ve kalbindeki derinliği anladığımızda gerçekten özgürleşecektir.

Bu vesileyle; depremde, savaşlarda ve şiddet sonucu kaybettiğimiz kadınlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Gazze’nin ve diğer zulüm gören coğrafyaların kadınlarına; yaşadıkları zorlukları bedenlerinde ve ruhlarında taşıyan o asil kadınlara; acıyla ama umutla hayata tutunmaya çalışan tüm kadınlarımızın önünde saygıyla eğiliyorum.

SEVGİYLE KALIN…


Yorum Yazın

Acının ve Umudun Dilidir “Kadın”!

Hayatın her alanında kadınları konuşuyoruz ama onları gerçekten ne kadar "görüyoruz"? Bir kadına baktığınızda sadece dış görünüşünü, kıyafetini veya yüzündeki makyajı görüyorsanız; aslında onun nasır tutmuş ellerini, alnındaki hayat mücadelesini ve ruhundaki gerçek derinliği ıskalıyorsunuz demektir.

8.03.2026 00:38:00

YAZARLAR

artı5tv youtube reklamı