Testleri pozitif çıkan ve haklarında işlem yapılan bu kişilerin geleceği tartışılırken, uzmanlar ve bağımlılıkla mücadele kuruluşları önemli bir noktaya dikkat çekiyor: Bu isimleri yalnız bırakmak, sorunu büyütmekten başka bir işe yaramıyor.
Liman Ayık Yaşam Derneği Koordinatörü Selçuk Sanrı, bu kişilerin sadece birer magazin figürü değil, aynı zamanda toplumun bir parçası olduğunu vurguladı.
Sanrı’ya göre, uyuşturucu testi pozitif çıkan ünlülerin karşı karşıya olduğu en büyük risk, toplumsal dışlanma ve yalnızlık. Bu durumun bağımlılık döngüsünü daha da derinleştirebileceğini belirten Sanrı, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu insanlar toplumun göz önünde olan bireyleri. Onları kınamak ya da dışlamak çözüm değil. Aksine, desteklemek ve doğru yola yönlendirmek gerekiyor. Çünkü yalnız bırakılan kişi, yeniden bağımlılığın pençesine düşebilir.”
Sanrı, tutuklanan kişilerin sürecinin Adalet Bakanlığı tarafından yürütüldüğünü, ancak serbest bırakılanların rehabilitasyon sürecinde çoğu zaman sahipsiz kaldığını ifade etti.
Bağımlılığın yalnızca bireysel bir sorun olmadığını belirten uzmanlar, özellikle tanınmış kişilerin yaşadığı bu sürecin toplumsal etkilerine dikkat çekiyor. Sanrı, test sonucu pozitif çıkan kişilerin kaçının profesyonel destek aldığının bilinmediğini, bunun ise ciddi bir eksiklik olduğunu söyledi.
“Bu kişiler geniş kitlelere hitap ediyor. Onların iyileşmesi sadece kendileri için değil, toplum için de önemli. Rehabilitasyon sürecine girip girmediklerini bilmek ve destek olmak zorundayız.”
Liman Ayık Yaşam Derneği’nin bugüne kadar yaklaşık 2.000 bağımlıya ulaştığını ve bunlardan 1.100’ünün bağımlılıktan kurtulmasına yardımcı olduğunu belirten Sanrı, derneğin kapılarının herkese açık olduğunu söyledi:
“Geçmişi ne olursa olsun, bağımlılıkla mücadele etmek isteyen herkese destek veriyoruz. Ünlü ya da değil, bu mücadeleyi kazanmak isteyen herkes için buradayız.”
Bağımlılıkla mücadelede farklı bir yöntem izlediklerini vurgulayan Sanrı, rehabilitasyon sürecini ilaçsız ve tamamen ücretsiz yürüttüklerini ifade etti. Sadece uyuşturucu değil, alkol ve kumar bağımlılığıyla da mücadele ettiklerini belirtti.
Ayrıca Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre reçeteli ilaç bağımlılığının dünya genelinde hızla arttığına dikkat çekerek, bağımlılıkla mücadelenin daha geniş bir perspektifle ele alınması gerektiğini söyledi.
Uzmanlara göre bağımlılık bir suçtan çok bir sağlık sorunu. Bu nedenle özellikle toplum tarafından tanınan kişilerin rehabilitasyon sürecine yönlendirilmesi, hem bireysel iyileşme hem de toplumsal farkındalık açısından kritik önem taşıyor.
Selçuk Sanrı’nın sözleri ise bu yaklaşımı net biçimde özetliyor:
“Bağımlılığı olan insanları dışlamak değil, onları yeniden hayata kazandırmak zorundayız. Çünkü kaybettiğimiz her insan, aslında toplumun kaybıdır.”
