13 Şubat’ta, Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası Sahnesi, aynı akşam sahnelenecek iki dünya prömiyerine ev sahipliği yapacak. Biri karanlık bir psikolojik hesaplaşma, diğeri köklü bir destanın radikal yorumu… Tehlikeli Oyun ve Deli Dumrul, izleyiciyi bambaşka iki uçta ama aynı yoğunlukta bir operatik yolculuğa davet ediyor.
Besteci Mesruh Savaş’ın imzasını taşıyan Tehlikeli Oyun, 1920’li yıllarda bir hapishanenin görüş salonunda geçen iki kişilik çarpıcı bir hikâyeyi merkezine alıyor. Mehmet Ergüven’in librettosu, suçluluk, korku ve zaman kavramlarını keskin bir psikolojik gerilim hattında buluşturuyor.
Nazlı İktu’nun rejisiyle sahneye taşınan eserde, kadın ve erkek arasındaki diyaloglara eşlik eden siyah-beyaz kısa film görüntüleri, sahnedeki gerilimi sinematografik bir boyuta taşıyor. Tehlikeli Oyun’un prömiyeri, Türk operasına önemli katkılarda bulunan, kısa süre önce yaşamını yitiren Prof. Mesut İktu anısına gerçekleştirilecek.
Gecenin ikinci perdesinde sahne bu kez Deli Dumrul’un. Çetin Işıközlü’nün bestelediği, Sinan Bayraktar’ın librettosunu kaleme aldığı eser, Dede Korkut anlatılarını alışılmış kalıpların dışına taşıyor. Klasik kahraman anlatısı yerini, gücü, ölümü ve otoriteyi kendi kurallarıyla sorgulayan bir Dumrul portresine bırakıyor.
Cenk Bıyık’ın rejisiyle sahnelenecek opera; bale ağırlıklı yapısıyla dikkat çekerken, aynı zamanda Türkiye’nin ilk tek kişilik operası olma özelliğiyle de opera tarihine geçmeye hazırlanıyor.
Deli Dumrul’un 17 Şubat tarihli temsili ise, vefatının 6. yılında opera sanatçısı Sedat Öztoprak’a ithaf edilecek. Böylece bu özel yapım, yalnızca sanatsal bir prömiyer değil, aynı zamanda güçlü bir anma gecesine dönüşecek.
İstanbul Devlet Opera ve Balesi, aynı akşam sahneleyeceği iki dünya prömiyeriyle çağdaş Türk operasının yaratıcı gücünü bir kez daha gözler önüne seriyor. Tehlikeli Oyun ve Deli Dumrul, yalnızca yeni eserler değil; operanın bugünle kurduğu cesur ilişkinin sahnedeki karşılığı olarak dikkat çekiyor.