ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik başlattığı saldırıların ardından Tahran yönetimi misilleme saldırılarına başladı. Kısa sürede tüm Ortadoğu'ya yayılan savaş, 7. gününde şiddetini artırarak devam ediyor. İngiliz basını, savaşın nasıl sona ereceğine ilişkin dört temel senaryoyu analiz etti.
The Times'a göre, yalnızca hava harekatı kullanılarak bir rejimin devrilmesinin tarihsel örnekleri oldukça az. Bu nedenle Trump ve İsrail Başbakanı Netanyahu'nun, İran'ın nükleer programını, füze üslerini, askeri hiyerarşisini ve üst düzey dini liderliğini hedef alan saldırıları başarı olarak ilan edip operasyonu sonlandırmaları ihtimal dahilinde görülüyor.
Bu senaryoda rejimin hayatta kalan üyeleri yönetimi devralabilir. Habere göre Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, sertlik yanlısı din adamı Ayetullah Alireza Arafi ve yargı erki başkanı Gulam-Hossein Mohseni-Eje'i'den oluşan üç kişilik bir geçici liderlik komitesi zaten oluşturuldu.
Olası adaylar arasında Ayetullah Ali Hamaney'in oğlu Mücteba Hamaney, İslam Cumhuriyeti'nin kurucu lideri Ayetullah Ruhullah Humeyni'nin torunu Hasan Humeyni ve sertlik yanlısı din adamı Ayetullah Muhammed Mehdi Mirbagheri de bulunuyor.
Habere göre İran savaşının son bulmasında rejim değişikliği senaryosu da gündemde. Ancak İran'da alternatif lider figürünün ortaya çıktığına dair henüz bir işaret bulunmuyor.
Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı ve eski nükleer müzakereci Ali Laricani'nin saldırılarda öldürülmemiş olması dikkat çekiyor. Laricani, rejim içinde deneyimli bir "sorun çözücü" olarak görülüyor. Ancak şu ana kadar Batı ve İsrail'e karşı sert söylemlerini sürdürdü.
Laricani yaptığı açıklamada, "Ne pahasına olursa olsun kendimizi ve 6 bin yıllık medeniyetimizi savunacağız ve düşmanlarımızı yanlış hesaplamalarından dolayı pişman edeceğiz" dedi.
The Times'a göre, İran'da Ocak ayında düzenlenen protestolar sırasında birçok Batılı çevre bu gösterilerin rejimi devirebileceğini düşünüyordu. Ancak Trump yönetimi son dönemde bu tür beklentileri düşürmeye çalışıyor. İsrail Başbakanı Netanyahu da İran'da savaş sonrası yönetim konusunda açık bir plan ortaya koymadı.
Buna rağmen Washington ve Tel Aviv'de bazı çevreler, İran'ın eski veliaht prensi olan sürgündeki Rıza Pehlevi'yi geçici lider olarak destekliyor. Pehlevi, İran'ı anayasal monarşiye dönüştürme vaadinde bulunuyor. Bununla birlikte Hamaney yönetiminin geniş kesimler tarafından sevilmemesine rağmen hâlâ hatırı sayılır bir destek tabanına sahip olduğu belirtiliyor.
Habere göre İran, 2003'te ABD işgali sonrası mezhep çatışmalarıyla parçalanan Irak'a tam olarak benzemiyor. Ülkede ezici bir Şii çoğunluk bulunuyor. Bu nedenle Irak'taki gibi geniş çaplı mezhep savaşları olasılığı daha düşük görülüyor. Ancak bu durum, rejime karşı muhalefetin şiddetli bir çatışmaya dönüşmeyeceği anlamına gelmiyor.
Habere göre son yıllardaki protestoların ön saflarında Kürt nüfusun yaşadığı bölgeler yer aldı. Ayrıca İran'da Şii Arap nüfusun yoğun olduğu bazı bölgeler ile ülke genelinde geniş bir Azeri Şii nüfus da bulunuyor. Polis karakolları, Devrim Muhafızları merkezleri ve diğer güvenlik yapılarının hedef alınmaya devam etmesi durumunda devlet otoritesinin zayıflayabileceği belirtiliyor.
The Times'a göre bu tür bir güvenlik boşluğu oluşursa ayrılıkçı hareketler, muhalif gruplar veya radikal örgütler ortaya çıkarak ülkeyi kaosa sürükleyebilir.