Tahran, Ortadoğu'yu ayağa kaldıran bir hamleyle küresel enerji savaşlarının fitilini ateşledi. İran Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı'nı artık diplomatik sadakatin ödülü haline getirdiğini duyurdu. Yeni kritere göre, topraklarında ABD ve İsrail bayrağı dalgalanmayan ülkeler bu stratejik sulardan serbestçe geçebilecek.
İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, bugün akşam saatlerinde yaptığı yazılı açıklamayla dünya basınının gündemine oturdu. Açıklamada, Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne bağlayan ve dünya petrolünün %20'sinin akışını sağlayan Hürmüz Boğazı'nın geçiş kurallarının yeniden tanımlandığı belirtildi. Açıklamada, "Egemen topraklarında İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri'nin büyükelçiliklerine ev sahipliği yapmayan her Arap ve Avrupa ülkesi, Hürmüz Boğazı'ndan geçiş konusunda tam yetki ve özgürlüğe sahip olacaktır" ifadeleri kullanıldı. Bu karar, İran'ın boğazı askeri olduğu kadar siyasi bir silah olarak da kullanacağının en net göstergesi olarak tarihe geçti.
Tahran yönetiminin bu sansasyonel çıkışı, özellikle Körfez ülkeleri ve Avrupa Birliği üyesi devletler için bir kriz anlamına geliyor. Uzmanlar, İran'ın bu hamlesiyle Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt ve Irak gibi dev petrol ihracatçısı ülkeleri açıkça saf değiştirmeye zorladığını belirtiyor. Yeni düzenlemeye göre, eğer bir ülke Washington veya Tel Aviv ile diplomatik ilişkilerini kesmez ya da en azından büyükelçiliklerini kapatmazsa, o ülkeye ait ya da o ülke bandıralı hiçbir tanker Hürmüz Boğazı'ndan geçemeyecek. Bu durum, küresel enerji piyasalarında arz korkusu yaratırken, petrol fiyatları şimdiden yükselişe geçti.
İran Devrim Muhafızları'nın bu diplomatik hamlesi, aslında bölgede devam eden askeri gerginliğin bir parçası. Hatırlanacağı üzere İran, geçtiğimiz hafta 3 Mart'ta Hürmüz Boğazı'nı tamamen geçişlere kapatmış ve bu karara uymayan gemileri vuracağını açıklamıştı. Uyarıları dikkate almayarak boğazdan geçmeye çalışan bazı ticari gemilerin İran füzeleri tarafından vurulduğu iddia edilmiş, olay bölgede savaş alarmı verdirmişti. Şimdi ise İran, bu katı askeri yasağı diplomatik bir süzgeçle yeniden şekillendiriyor. "Dost" ülkelere yeşil ışık yakılırken, "düşman" ülkelere kapılar tamamen kapanıyor.
İran'ın bu meydan okuyucu kararına karşılık ABD cephesinden gecikmeli ama sert bir yanıt geldi. ABD Başkanı Donald Trump, CBS News kanalına telefonla bağlandığı özel mülakatta Hürmüz Boğazı'na ilişkin çarpıcı ifadeler kullandı. Trump, "Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü ele geçirmeyi düşünüyorum. Bu stratejik nokta dünya ticareti için çok önemli ve İran'ın bu tür oyunlarına izin veremeyiz" dedi. İran'ın askeri kapasitesini küçümseyen Trump, "Savaşın büyük ölçüde tamamlandığını düşünüyorum. İran'ın donanması yok, hava kuvvetleri çöktü, iletişim ağları paramparça oldu. Hedeflerimize 4-5 haftada ulaşmayı planlıyorduk, çok daha kısa sürede başardık" ifadelerini kullanarak Tahran yönetiminin diz çökmek üzere olduğunu ima etti.
Uzmanlar, İran'ın bu açıklamasının ardından özellikle Brent petrol ve Batı Teksas türü ham petrolün varil fiyatlarında yüzde 5'in üzerinde artış yaşandığını belirtiyor. Körfez ülkelerinin acil olarak diplomatik temasları sıklaştırdığı, Avrupa Birliği'nin ise İran'a yönelik acil bir yaptırım paketi üzerinde çalıştığı konuşuluyor. İran Dışişleri Bakanlığı'ndan henüz konuya ilişkin resmi bir açıklama gelmezken, Devrim Muhafızları'nın bu kararının Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin bilgisi dahilinde alındığı ve uygulamaya hemen geçileceği öğrenildi.
Bu gelişmeler ışığında Ortadoğu, hem İran'ın diplomatik şartlı geçiş kararı hem de ABD'nin kontrol sinyaliyle yeni bir sıcak çatışmanın eşiğinde duruyor. Gözler, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne ve bölge ülkelerinin atacağı adımlara çevrildi.