Güneş Terkol’un annesi Elmira Terkol ile 2002 yılından bu yana sürdürdüğü sözlü tarih çalışması, Salt Galata’da etkileyici bir sergiye dönüştü. 8 Mart 2026’ya kadar izlenebilecek olan “Epipe”, izleyiciyi kişisel bir aile arşivinden yola çıkarak Rusya-Çin-Türkiye hattında uzanan çok katmanlı bir göç hikâyesine davet ediyor.
Terkol’un eline aldığı ilk kamera, bugün dev bir hafıza arşivine dönüşmüş durumda. Yirmi yılı aşkın süredir yapılan görüşmeler, toplanan nesneler, sandıklardan çıkan hatıralar ve kayıt altına alınan anlatılar…
“Epipe”, yalnızca geçmişi belgelemekle kalmıyor; onu yeniden kuruyor, yeniden yorumluyor ve çoğaltıyor.
Kazan’dan Eskişehir Osmaniye Köyü’ne, Tatar kadınlarının forumlarından dikiş atölyelerine uzanan araştırma süreci, göçün yalnızca bir yer değiştirme değil, bir kimlik mücadelesi olduğunu gözler önüne seriyor.

Sergiye adını veren “Epipe”, bir Tatar halk şarkısındaki dans eden kadını temsil ediyor. Ancak burada dans yalnızca bir figür değil; geçmişle bugün arasında kurulan bir köprü.
Film kareleri, animasyonlar, suluboya desenler, tekstil işleri, hareketli heykeller ve arşiv belgeleri… Tüm bu disiplinler, hafızanın koridorlarında dolaşan izleyiciyi çok katmanlı bir deneyime davet ediyor.

Serginin en çarpıcı işlerinden biri olan “AnaBala”, Tatar kadınlarının hikâyelerini tek bir yüzeyde buluşturuyor. Ankara’daki Kazan Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nde gerçekleştirilen atölyede, kadınlar göç, aidiyet, kayıp ve umut üzerine konuştular; yaşadıklarını kumaşa işlediler.
Ortaya çıkan pankart, bireysel anıların kolektif belleğe dönüşmesinin somut bir ifadesi.
Her dikiş, bir hikâye.
Her desen, bir göç izi.
“Epipe”, savaşlar ve siyasi kırılmalar üzerinden ilerleyen klasik göç anlatılarını ters yüz ediyor. Büyük tarihsel anlatılar yerine gündelik hayatın içindeki küçük ama güçlü detaylara odaklanıyor:
Şarkılar, yemekler, oyunlar, dil ve kadınların üretim pratikleri…
Bu tercih, göçün travmasını değil yalnızca; aynı zamanda direncini ve yaşam enerjisini görünür kılıyor.
Başlangıçta deneysel bir belgesel olarak tasarlanan proje, sergi sürecinin eklenmesiyle çok katmanlı bir sanat alanına evrildi. Animasyonlar, çizimler, tekstil yüzeyler ve hazır nesneler bir araya gelerek mekânsal bir hafıza topografyası oluşturdu.
“Epipe”, izleyiciye yalnızca izlenecek bir sergi sunmuyor; içinde dolaşılan, dokunulan ve kişisel bağlar kurulan bir alan yaratıyor.
Göç, yerinden edilme ve aidiyet tartışmaları hâlâ dünyanın en güncel meseleleri arasında. Terkol’un sergisi, geçmişten bugüne uzanan bu döngüye tek bir cümleyle cevap veriyor:
Hafıza, unutmak için değil; yaşatmak için vardır.
“Epipe”, dünya barışı ve adalet için dans etmeye devam ediyor.
Salt Galata’daki bu sergi, yalnızca bir sanat etkinliği değil; bir aile hikâyesinden doğan kolektif bir yüzleşme alanı.
Ve izleyiciyi kendi hafızasının izini sürmeye davet ediyor.