Cumhurbaşkanı Erdoğan, “TÜİK’in son verileri, nüfusun kendini yenileme seviyesinin oldukça altında. Şu anda demografik açıdan bir felaketi yaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Konuşmasına aile kurumunun toplumdaki yerine vurgu yaparak başlayan Erdoğan, ailenin hem “sabır hem fedakârlık mektebi” olduğunu söyledi. Ailenin güçlenmeden devletin güçlenmesinin mümkün olmadığını belirten Erdoğan, kültürel emperyalizm ve dijital kuşatma karşısında aile yapısının korunması gerektiğinin altını çizdi.
Erdoğan, “Cinsiyetsizleştirme dayatmalarına ve LGBT gibi sapkın akımlara karşı kararlı bir duruş sergiliyor, en küçük bir ihmal ya da rehavete izin vermiyoruz.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de doğurganlık hızının kritik bir seviyeye indiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Nüfusumuz artsa da nüfus artış hızımız geriliyor. Toplam doğurganlık hızı 1,48’e kadar düştü. Nüfusun kendini yenileme seviyesi ise 2,10. Bu rakamların işaret ettiği şey açıktır: Alarm zilleri yüksek sesle çalıyor.”
Erdoğan, doğurganlık hızının istihdamla doğrudan bağlantılı olmadığını, hem çalışan hem çalışmayan kadınların çocuk sayısının düştüğünü söyledi. Bu durumun temel nedenlerinden birinin, şehirlerde kadınların giderek yalnızlaşması olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı, konuşmasının bir bölümünde ebeveynlere seslenerek özellikle babalara çağrıda bulundu:
“Kadınlar, çocuk yetiştirirken çoğu zaman eşlerinden yeterli desteği göremiyor. Bu yükün büyük kısmı kadınların omuzlarına biniyor. Babalar, çocuklarıyla daha nitelikli zaman geçirmeli, eşlerine daha fazla destek olmalıdır.”
Bu sözlerinin ardından Hz. Peygamber’in “Kadınlar, erkeklerle bir bütünü tamamlayan diğer yarılarıdır.” hadisini hatırlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de aile yapısının geçirdiği dönüşüme ilişkin dikkat çekici veriler paylaştı. 2008 yılında 4 olan ortalama hane halkı büyüklüğünün 2024 itibarıyla 3,01’e kadar gerilediğini hatırlatan Erdoğan, son 8 yılda tek kişilik hanelerin oranının da yüzde 20’ye yükseldiğini söyledi. Erdoğan, kırdan kente göçün yanı sıra neoliberal yaşam tarzı ve teknolojik dönüşümün aile mahremiyetini zayıflattığını belirterek, söz konusu değişimin yalnızca büyük şehirlerde değil, nüfusu daha az olan Anadolu şehirlerinde de hızla kendini gösterdiğini ifade etti.
Konuşmasının sonunda aile kurumunu güçlendirmek ve Türkiye’nin demografik yapısını yeniden sağlıklı seviyelere taşımak için kapsamlı çalışmalar yürütüldüğünü belirten Erdoğan, 2025’in Aile Yılı ilan edildiğini duyurdu.