ABD Başkanı Donald Trump’ın son açıklamaları, Orta Doğu’da kartların yeniden karıldığını ve her an her şeyin değişebileceğini bir kez daha kanıtladı.
İran halkının 28 Aralık’ta ekonomik darboğaza karşı başlattığı isyan, Trump’ın "Halkın yanındayız" çıkışıyla bambaşka bir boyuta evrildi. Göstericilere açıkça seslenen Trump, "Kurumlarınızı ele geçirin, özgürlüğünüz için durmayın" talimatıyla fitili ateşledi. Washington’dan gelen "Yardım yolda" mesajı, sadece diplomatik bir destek mi yoksa büyük bir askeri operasyonun ayak sesleri mi?
Avrupalı üst düzey yetkililerden sızan şok iddia, küresel başkentlerde panik havası yarattı: "ABD, 24 saat içinde İran’a askeri harekat başlatacak!" Bu iddia üzerine dünya devleri teyakkuza geçti. Birçok ülke İran’daki vatandaşlarına acil "ülkeyi terk edin" çağrısı yaparken, Tahran’a yapılan tüm uçuşlar askıya alındı. Gökyüzünde sivil uçakların yerini sessizlik, karada ise savaş tamtamları aldı.
Gerilimin zirve yaptığı dakikalarda Trump, adeta satranç hamlesi gibi bir açıklama daha yaptı. Ölümlerin durduğunu ve infaz planlarının askıya alındığını duyuran Trump, "İran’da sivillerin öldürülmesinin sona erdiği bildirildi" ifadelerini kullanarak tansiyonu manipüle etmeye devam etti. Bu açıklama bir "ateşkes" sinyali mi yoksa fırtına öncesi sessizlik mi?
Tahran yönetimi kuşatma altındayken, Trump’ın "yardım" sözü ve askeri harekat iddiaları Orta Doğu’nun kaderini belirleyecek. Gözler şimdi sınırlara ve Beyaz Saray’dan gelecek bir sonraki hamleye çevrilmiş durumda.