Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde yaşanan tartışmalar ise bu eleştirileri yeniden alevlendirdi. Son olarak Mansur Yavaş yönetimindeki belediyenin Ankapark alanına dikilen tartışmalı kule, siyasi muhalefetin sembollerle değil icraatla sınandığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Ankara, ulaşım, altyapı, kentsel dönüşüm ve deprem riski gibi hayati sorunlarla boğuşurken, kamuoyunun anlam veremediği sembolik yapılar gündeme geliyor. Ankapark gibi milyarlarca liralık bir enkaz hâlâ çözüme kavuşturulamazken, alana dikili bir kule kondurmak, eleştirmenlere göre açık bir yönetim gafleti olarak yorumlanıyor.
Ankapark dosyası, sadece geçmiş yönetimlerin değil, bugünkü idarenin de sorumluluğunda. Ancak çözüm üretmek yerine yeni sembollerle algı yönetimine yönelmek, “yanlış yolda ısrar” eleştirisini beraberinde getiriyor. Kamuoyuna net bir yol haritası sunulmadan yapılan her hamle, dalalet tartışmasını derinleştiriyor.
Ankaralılar, vergileriyle oluşturulan kaynakların şeffaf ve fayda üreten projelere harcanmasını bekliyor. Atıl durumdaki Ankapark alanında yeni harcamalar yapılması, “kamu menfaatine ihanet mi ediliyor?” sorusunu gündeme taşıyor. Eleştiriler, bu tercihin şehir halkına değil, siyasi vitrine hizmet ettiği yönünde yoğunlaşıyor.
Mansur Yavaş yönetiminin en çok eleştirildiği noktalardan biri de göreve gelinen günden bu yana bitmeyen “önceki yönetim” vurgusu. Aradan geçen yıllara rağmen hâlâ aynı gerekçelere sığınılması, çözüm değil şikayet siyaseti yapıldığı iddialarını güçlendiriyor.
Ankapark, Türkiye’nin en büyük kamu zararlarından biri olarak hafızalara kazınmışken, bu alanda yapılan her yeni harcama “israf” tartışmasını kaçınılmaz kılıyor. Dikili kule, işlevi ve maliyeti net şekilde açıklanmadığı sürece, kamuoyunda bir proje değil yeni bir yük olarak algılanıyor.
Tüm bu tartışmalara rağmen belediye yönetiminden gelen açıklamaların sınırlı ve muğlak olması dikkat çekiyor. Ne kulenin amacı, ne maliyeti, ne de Ankapark’ın geleceğine dair net bir plan kamuoyuyla paylaşılıyor. Bu durum, eleştirmenler tarafından “hesap vermekten kaçınan sessizlik” olarak nitelendiriliyor.
Ankapark’taki dikili kule, CHP’li belediyeciliğin “sosyal, halkçı ve üretken” iddiasıyla taban tabana zıt bir görüntü veriyor. Eleştirilere göre bu yapı; çözüm üretemeyen, enkazı yönetemeyen ve sembollerle günü kurtarmaya çalışan bir anlayışın özeti haline gelmiş durumda.