Doğu Asya’da tansiyon hiç olmadığı kadar yükseldi. Japonya’nın Çin’e yönelik “Tayvan’a askeri müdahale edersen, biz de müdahil oluruz” mesajı, küresel güç dengelerini bir anda altüst etti. Tokyo’dan gelen bu tarihi ve sert çıkış, yalnızca bölgeyi değil, tüm dünyayı alarma geçirdi.
Japonya’dan bugüne dek Tayvan konusunda bu kadar net, bu kadar askeri ton taşıyan bir açıklama duymamıştık. Ancak Başbakanlık ve Savunma Bakanlığı’ndan art arda gelen mesajlar, Çin’in olası bir Tayvan hamlesinin artık “uzak bir ihtimal” değil, “yaklaşan bir gerçeklik” olarak okunduğunu gösteriyor.
Tokyo yönetimi, Tayvan’a yapılacak bir saldırının Japonya’nın kendi ulusal güvenliğini doğrudan hedef alacağı görüşünde. Peki Tokyo neden kendisine ait olmayan bir ada için bu kadar kesin bir tutum aldı?
Güvenlik Analisti Dr. Eray Güçlüer, Japonya’nın sert çıkışının perde arkasını şöyle açıklıyor:
Doğu Asya’da Güney Kore’den Hindistan’a, Filipinler’den Vietnam’a kadar uzanan geniş ve stratejik bir kuşak oluşmuş durumda. Bu blok, fiilen Çin’i çevreleyen bir güvenlik hattına dönüşmüş durumda.
Japonya bu hattın kilit taşı… Tayvan ise tam merkezde duran, Çin için vazgeçilmez stratejik halka.
Tayvan’ı kaybetmek Çin için sadece bir ada kaybı değil; Pasifik’teki tüm güç projeksiyonunun çökmesi anlamına geliyor.
Çin’in Tayvan’a yönelik olası müdahalesinin “tek hedefli” olmayacağı değerlendiriliyor. Pekin yönetiminin Tayvan operasyonu ile eş zamanlı olarak Japonya’nın belirli bölgelerine de yönelme ihtimalinin yüksek olduğu analiz ediliyor.
Dr. Güçlüer’e göre:
“Olası bir kriz yalnızca Tayvan’da patlamayacak. Japonya, Çin’in askeri hesaplarında doğrudan ikinci hedef konumunda. Bu nedenle Tokyo, Tayvan’a yönelik her hamleyi kendi kapısına dayanmış bir tehdit olarak görüyor.”
Asya-Pasifik, yıllardır bu kadar tehlikeli bir dönemeçten geçmemişti. Japonya’nın son çıkışı, Çin’e verilen en net ve en meydan okuyan mesaj olarak kayda geçti.
Bölgedeki askeri yığınak artarken, Washington’dan gelecek açıklamalar da merakla bekleniyor.
Görünüşe göre Asya’da savaş senaryoları artık masa başında değil, fiili gerçeklikte konuşuluyor.