Dünya Sağlık Örgütü, Amerikan Psikiyatri Derneği ve Harvard Tıp Fakültesi'nin çalışmalarına göre akıllı telefon ve sosyal medya bağımlılığı, görülme sıklığında esrar bağımlılığını geride bıraktı.
Uzmanlar uyarıyor: Tehlike sandığınızdan çok daha büyük ve her yaştan insanı etkisi altına almış durumda.
Uzman Psikolog Ayşe Yılmaz'a göre mesele yalnızca telefon kullanmak değil; kontrolü kaybetmek.
"Telefonu ihtiyaç için kullanırsınız; ararsınız, mesaj atarsınız, alışveriş yaparsınız. Buna kimse bir şey diyemez. Ancak gününüz saatlerce kısa videolar izlemekle, başkalarının hayatını takip etmekle geçiyorsa burada ciddi bir bağımlılık söz konusu. Üstelik çoğu kişi bunun farkında bile değil" diyen Yılmaz, tabloyu "toplu hipnoz" olarak tanımlıyor.
Reklam stratejilerinde bilinçaltını hedef alan tekniklerin kullanıldığını hatırlatan Yılmaz, son verilerin durumun boyutunu net biçimde ortaya koyduğunu söylüyor:
"5 yaşındaki çocuk da, 75 yaşındaki yetişkin de aynı ekranın içinde kayboluyor. Bu artık bireysel değil, toplumsal bir sorun."
Uzmanlara göre en büyük alarm çocuklar ve gençler için çalıyor.
Birçok ebeveyn, çocuklarının telefonla kurduğu bağı koparamadığını, sınır koymakta zorlandığını ifade ediyor. Uzman Psikolog Yılmaz, özellikle kısa video platformlarının bağımlılık mekanizmasını tetiklediğine dikkat çekiyor:
"Gerçek hayatta birini temizlik yaparken birkaç dakika izlersiniz. Ama aynı görüntü kısa video olarak karşınıza çıktığında saatlerce izleyebiliyorsunuz. Çünkü o içerik, beynin ödül sistemini sürekli uyaracak şekilde tasarlanıyor."
Uzmanlara göre asıl tehlike uzun vadede ortaya çıkacak.
Sosyal medya ve akıllı telefon bağımlılığı; dikkat dağınıklığı, uyku bozukluğu, mutsuzluk, değersizlik hissi ve gerçeklik algısında bozulmaya yol açıyor.
Yılmaz, özellikle "mahrumiyet algısı"na dikkat çekiyor:
"Gidemediğiniz bir konserin yüzlerce videosunu görmek, siz fark etmeden psikolojik baskı oluşturur. Sürekli başkalarının 'en iyi anlarını' izlemek, kendi hayatınızı yetersiz hissetmenize neden olabilir."
Uzmanlara göre bu durum, tıpkı şiddet içerikli dizilerin etkisi gibi, yıllara yayılarak toplumsal sonuçlar doğuracak.
Uzman Psikolog Ayşe Yılmaz, çözümün mümkün olduğunu ancak ilk adımın kabul etmek olduğunu söylüyor:
"Bağımlı olmadığınızı düşünmek en büyük yanılgı olabilir. Eğer telefonu bırakmakta zorlanıyorsanız, sürekli kontrol etme ihtiyacı hissediyorsanız ve ekran süreniz hayatınızın önüne geçiyorsa profesyonel destek almaktan çekinmeyin. Uygulanan birçok bilimsel yöntem ve terapi tekniği var."
Yılmaz sözlerini şu uyarıyla tamamlıyor:
"Kaybettiğiniz zamanı geri alamazsınız. Ama bugünden itibaren kontrolü ele alabilirsiniz. Telefonu elinizden bırakın ve farkı kendiniz görün. Dikkatiniz artacak, anda kalmayı başaracak ve gerçek hayatla yeniden bağ kuracaksınız."