Şam yönetimi ile terör örgütü PKK/YPG'nin uzantısı SDG arasında 10 Mart'ta imzalanan mutabakat için tanınan süre dolarken, taraflar arasındaki gerilim açık bir krize dönüştü. Şam, SDG'nin süre uzatma talebini "iyi niyet yok" gerekçesiyle kesin bir dille reddetti.
Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Suriye yönetimi mutabakatın uygulanması için tanınan sürenin uzatılmasına sıcak bakmıyor. Bunun en temel nedeni ise SDG'nin anlaşmada yer alan yükümlülükleri sistematik biçimde yerine getirmemesi. Şam cephesi, sürecin uzatılmasının yalnızca zaman kazanma hamlesi olacağı görüşünde.
10 Mart mutabakatında yer alan sekiz temel maddenin neredeyse hiçbirinde ilerleme sağlanamadı. SDG, yalnızca askeri entegrasyona değil; idari, ekonomik ve siyasi entegrasyona da kapıları kapattı. Bu durum Şam'da, "fiili bölünmenin kalıcı hale getirilmek istendiği" şeklinde yorumlandı.
SDG'nin kontrolü altındaki Fırat'ın doğusu, Suriye'nin ekonomik geleceği açısından hayati öneme sahip. Bölge;
Ülkenin en zengin petrol ve doğal gaz rezervlerini,
Fırat ve Dicle havzalarını,
Tarım ve hayvancılıkta stratejik üretim alanlarını barındırıyor.
Şam yönetimi bu alanların merkezi otoriteye devrini, ekonomik toparlanmanın olmazsa olmazı olarak görüyor.
Krizi derinleştiren en çarpıcı başlıklardan biri ise SDG'nin Şam'a ilettiği talepler oldu. İddiaya göre terör örgütü, Suriye hükümetinden Dışişleri, Savunma ve İçişleri bakanlıklarını talep etti. Şam yönetimi bu talebi "kabul edilemez" olarak nitelendirirken, bunun açık bir dayatma ve egemenlik ihlali olduğu vurgulandı.
Güvenlik kaynakları, SDG'nin iyi niyet göstergesi sunmaması nedeniyle askeri seçeneğin artık masada olduğunu belirtiyor. Şam yönetiminin, Fırat'ın doğusuna yönelik sınırlı veya geniş çaplı bir operasyon için hazırlıklarını hızlandırdığı ifade ediliyor.
Sahadaki gelişmelere ilişkin dikkat çeken bir diğer iddia ise Türkiye ile ilgili. Yeni yıl itibarıyla Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, stratejik öneme sahip Tişrin Barajı çevresinde askeri yığınak yaptığı öne sürüldü. Bu iddia, olası bir operasyon senaryosunda Türkiye'nin rolüne dair tartışmaları da beraberinde getirdi.
Fırat'ın doğusunda Arap nüfusun yoğun olduğu bölgelerde aşiretler önemli bir güç unsuru olarak öne çıkıyor. Kısa süre önce Deyrizor'da bir araya gelen Arap aşiret temsilcileri, SDG'nin mutabakata uymaması halinde silahlı mücadele başlatacaklarını ilan etmişti. Bu çıkış, sahada dengeleri kökten değiştirebilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Şam yönetiminin Fırat'ın doğusunda kontrolü sağlamak amacıyla harekete geçmesi halinde Türkiye'nin tavrı da netleşmiş durumda. Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada,
"Suriye hükümeti ülkenin birlik ve bütünlüğü için inisiyatif alırsa Türkiye gerekli desteği verir"
ifadelerine yer verilmişti.
Tüm bu gelişmeler, Suriye sahasında yeni ve sert bir dönemin eşiğinde olunduğuna işaret ediyor. Masadaki mutabakatın fiilen çöktüğü, askeri ve siyasi seçeneklerin ön plana çıktığı bu süreçte, önümüzdeki günlerin bölge için kritik sonuçlar doğurması bekleniyor.