Modern hayatın temposunda yorulan, zihni susmayan, ilişkilerinde tükenen milyonlarca insan için bu ay sadece aç kalmak değil; kendine dönmek için bir fırsat. Tam da bu noktada, 13. yüzyıldan yükselen bir ses bugün hâlâ güçlü bir şekilde yankılanıyor: Yunus Emre.
Asırlardır dilden dile dolaşan sözleri, kişisel gelişim kitaplarının ve modern psikolojinin anlattığı pek çok hakikati yüzyıllar öncesinden haber veriyor. Üstelik süslü cümlelerle değil; sade, net ve sarsıcı bir dille.
İşte Ramazan'da ruhunuza iyi gelecek, hayatınızı yeniden sorgulatacak dört çarpıcı mesaj…
"İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir."
Bugün başarı; kariyer, unvan ve maddi kazanımlarla ölçülüyor. Ancak insan neden kırıldığını, neden öfkelendiğini, neden aynı hataları tekrar ettiğini bilmiyorsa; sahip olduğu bilginin hayatına etkisi sınırlı kalıyor.
Uzmanlara göre öz farkındalık, psikolojik dayanıklılığın temel taşı. Yunus Emre ise bunu tek cümleyle özetliyor: Kendini bilmeyen, dünyayı da bilemez.
Ramazan, dışarıdaki gürültüyü azaltıp iç dünyaya bakma zamanı. Belki de en önemli soru şu: "Hayat neden böyle?" değil, "Ben bunu neden böyle yaşıyorum?"
"Bir kez gönül yıktın ise, bu kıldığın namaz değil."
Bu söz, yüzyıllardır en güçlü uyarılardan biri olarak hafızalarda. İbadet, yalnızca ritüellerle sınırlı değil; insanın insana davranışıyla anlam kazanıyor.
Modern yaşamda insanlar çoğu zaman haklı çıkmak uğruna kırıyor, hızla yükselmek isterken bağlarını zayıflatıyor. Oysa araştırmalar gösteriyor ki uzun vadeli mutluluğun en büyük kaynağı güçlü ve güvenli ilişkiler.
Yunus Emre'nin mesajı net:
Haklı olmak değil, gönül almak kalıcıdır.
Başarı değil, merhamet iyileştirir.
Ramazan, belki de en çok kalp tamir etme ayıdır.
"Az söz er'in yüküdür, çok söz hayvan yüküdür."
Bugün herkes konuşuyor. Sosyal medya, ekranlar, bildirimler… Zihinler sürekli meşgul. Ancak gerçekten dinleyen ve anlayan kişi sayısı giderek azalıyor.
Yunus Emre'nin çağrısı sadeleşmeye. Az konuşmak yalnızca susmak değil; düşünmeden tepki vermemek, iç dünyaya alan açmak demek. Nörobilim araştırmaları da zihnin ancak yavaşladığında derin düşünebildiğini ortaya koyuyor.
Belki de hayatın karmaşası, cevap eksikliğinden değil; durma eksikliğinden kaynaklanıyor.
Ramazan, yavaşlamak ve iç sesi yeniden duymak için güçlü bir davet.
"Yaratılanı severim Yaradan'dan ötürü."
Yunus Emre'nin öğretisinin merkezinde sevgi var. Ancak bu romantik bir duygu değil; bir bilinç hâli. İnsanları kusurlarıyla kabul edebilmek, farklılıklarıyla anlayabilmek ve en önemlisi kendine karşı merhametli olabilmek…
Bugün psikolojide "şefkat temelli yaklaşım" olarak anlatılan anlayış, Yunus'un yüzyıllar önce işaret ettiği hakikatin bilimsel ifadesi.
İnsan sevdikçe yumuşar.
Yumuşadıkça korkuları azalır.
Korkuları azaldıkça gerçek benliği ortaya çıkar.
Ramazan belki de sadece aç kalmak değil; fazlalıklardan arınmak demek. Sürekli kontrol etme çabasını bırakmak, kıyas yarışından çıkmak, zihni susturmak…
Uzmanlar, zihinsel sakinlik arttığında duygusal tepkilerin yumuşadığını ve bakış açısının genişlediğini söylüyor. Tasavvuf geleneği bunu çok daha sade anlatıyor: Gürültü azaldığında hakikat duyulur.
Yunus Emre'nin yedi asır önce söylediği sözler bugün hâlâ bu kadar güçlü yankılanıyorsa, belki de mesele zaman değil; insanın değişmeyen iç yolculuğu.
Bu Ramazan, sofraya oturmadan önce kalbine dön.
Çünkü bazen hayatı değiştiren şey yeni bir hedef koymak değil;
kendine yeniden yaklaşmaktır.