Tarih: 19.01.2026 22:30

Galata Rum Okulu’nda Akla Meydan Okuyan Bir Sergi: TÖZ

Facebook Twitter Linked-in

Sanat kuramcısı, yazar ve küratör Ali Artun ile çağdaş heykel ve kavramsal sanatın özgün isimlerinden Ahmet Yiğider, mimarlığı alışıldık tüm tanımların dışına taşıyan ortak bir düşünce evreninde buluşuyor.
 "TÖZ", 17 Ocak – 8 Şubat 2026 tarihleri arasında izleyicisini yalnızca bir sergiye değil; mimarlığın, sanatın ve varoluşun kökenlerine doğru sezgisel bir yolculuğa davet ediyor.

Mimarlığın Unutulmuş Diliyle Yazılmış Bir Deneme

"Töz" kelimesi bir şeyin özü, cevheri, değişmeyen doğasıdır. Bu sergi de tam olarak buradan sesleniyor.
Ali Artun ve Ahmet Yiğider, mimarlığı işlev, rasyonalite ve kullanım kalıplarından arındırarak; onun şiirsel, büyüsel ve kozmik köklerine geri dönüyor.

Sergi metni bu yaklaşımı şöyle tarif ediyor:
 Mimarlığın tözü işlevsel değildir. Şiirseldir. Gizemlidir. Göksel sayılar ve sembollerle konuşur. Bu dil, binlerce yıl boyunca mimarlığın kendi gramerini oluşturmuştur. TÖZ, hafızalarımızda saklı kalmış bu dilde yazılmış denemelerdir.

"TÖZ", aklın çizdiği sınırların ötesinde, imgesel bir mimarlığa işaret ediyor.

Ali Artun: "Bu Bir Mimarlık Sergisi Ama Bildiğimiz Mimarlık Değil"

Ali Artun, "TÖZ"ü açıkça bir mimarlık sergisi olarak tanımlıyor; ancak önemli bir parantez açıyor:
"Bu serginin mimarlığı, çevremizi kuşatan binaların mimarlığıyla ilgili değil. Hatta onlara karşı."

Artun'a göre "TÖZ" mimarlığı;

Bu sergide ne konutlar var, ne ofisler, ne de tanımlı mekânlar. Buradaki yapılar kullanım için değil, sezgi için var.
Formları, geometrileri ve dilleriyle mimarlığın kadim cevherine dokunuyorlar.

Artun, bu yaklaşımın köklerini Rönesans öncesi mimarlık anlayışına bağlıyor:
"Kozmik, sembolik, büyüsel ve şiirsel bir mimarlık… 20. yüzyıl avangard mimarlığı da tam olarak buradan beslenmiştir. Gehry, Zaha Hadid, Libeskind… Hepsi mimarlığın rasyonalitesine karşı çıkarak onun tözüne dönen bu geleneğin mirasçılarıdır. TÖZ, işte bu geleneğin sahnesi."

Ahmet Yiğider: İnsan, Tabiat ve Evren Arasında Sessiz Bir Diyalog

Ahmet Yiğider'in yaklaşımı ise serginin felsefi eksenini varoluş düzlemine taşıyor. Yiğider'e göre sanatın beslendiği üç temel kaynak var:
 İnsan, Tabiat ve Evren.

İnsan içe dönerek derinleşirken; tabiat ve evren, ancak tüm yüklerden arınıldığında kendini duyumsatıyor.
Yiğider, insan yaratıcılığının binlerce yıldır canlı kalmasının sebebini de bu arayışta buluyor.

Heykellerinde soyutlamayı bir temsil aracı değil, kadim bir sezgi biçimi olarak ele alan Yiğider için biçim, varlığın kendini duyumsama hâli.
Her eser, insanın doğa ve evrenle kurduğu ontolojik ilişkinin sessiz ama güçlü bir kaydı.

Galata Rum Okulu: Hafızanın İçinde Bir Sergi

"TÖZ"ün mekânı tesadüf değil.
1910 yılında Eleni Zarifis'in bağışıyla kurulan Galata Rum Okulu, Osmanlı modernleşmesinin simge yapılarından biri. Neoklasik-eklektik mimarisiyle yüzyıllık bir eğitim ve kültür hafızasını taşıyor.

2019 yılında restore edilerek yeniden hayata dönen yapı, bugün geçmişiyle konuşan bir kültür mekânı.
"TÖZ", bu tarihsel belleğin içinde, mimarlığın kökenlerine dair yeni bir okuma sunuyor.

Mimarlığın Akla Değil, Sezgiye Seslenen Hâli

"TÖZ", bir sergi olmanın ötesinde;

Galata Rum Okulu'nda açılan bu sergi, izleyicisini bakmaya değil sezmeye, anlamaya değil hissetmeye çağırıyor.

İstanbul'un kültür-sanat takviminde uzun süre konuşulacak bir durak: TÖZ.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —