Sanat, kültür ve aile vurgusunu bir arada ele alan Erdoğan, genç nüfus ve doğurganlık konusundaki sözleriyle dikkat çekti.
Erdoğan'ın, "En dost bildiklerimiz bile nüfusun artışına karşı çıkıyor" sözleri salonda derin bir sessizlik yaratırken, mesajlarının yalnızca Türkiye'ye değil, küresel bakış açısına da gönderme olduğu yorumları yapıldı.
Konuşmasına sanatçılara hitap ederek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hane İslam Sanatları Sergisi'nin sıradan bir sergi olmadığını vurguladı:
"Burada sergilenen her eser; sabrın, estetiğin ve göz nurunun vücut bulmuş hâlidir."
Hat ve tezhip başta olmak üzere gelenekli İslam sanatlarının medeniyet hafızasının taşıyıcısı olduğunu belirten Erdoğan, İstanbul'un bu alandaki tarihsel rolüne dikkat çekti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul'un fetihten sonra hat sanatının merkezi hâline geldiğini belirterek, Şeyh Hamdullah, Hafız Osman ve Ali bin Yahya Sûfî gibi ustaları hatırlattı.
Geçtiğimiz yıl vefat eden ve "hattatların reisi" olarak anılan Hasan Çelebi'ye özel bir parantez açan Erdoğan:
"75'ten fazla cami onun eserleriyle süslendi. Bu bir sanat değil, bir adanmışlıktır." ifadelerini kullandı.
Teknoloji çağında geleneksel sanatların korunmasının hayati önemde olduğunu vurgulayan Erdoğan, bu alanların süreklilik ve sabır istediğini belirtti:
"Hat ve tezhip, günde 30 saat çalışmayı gerektiren sanatlardır."
Genç sanatçıların omuzlarında ağır bir kültürel sorumluluk olduğunu söyleyen Erdoğan, bu emeğin geçmişle gelecek arasında köprü kurduğunu ifade etti.
Programın en çok konuşulan bölümü ise Erdoğan'ın aile ve nüfus konusundaki açıklamaları oldu.
"En az üç çocuk" çağrısını yineleyen Erdoğan, bunun bireysel bir tercih değil, medeniyet meselesi olduğunu vurguladı:
"Neslimizi çoğaltmamız gerekiyor. Bu, Rabbimizin emridir. Peygamber Efendimiz ümmetinin çokluğuyla iftihar edeceğini söylüyor."
2024'ün Aile Yılı ilan edilmesinin arkasındaki temel gerekçeyi de bu sözlerle açıkladı.
Genç nüfusun geleceğine dair kaygılarını açıkça dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, çarpıcı bir tespitte bulundu:
"En yakınlarımızla konuştuğumuzda bile nüfus artışına karşı olduklarını görüyoruz. Bu bizi ciddi şekilde üzüyor."
Bu sözler, nüfus politikalarının yalnızca ekonomik değil, kültürel ve ideolojik bir mesele hâline geldiği yorumlarına neden oldu.
9 torunu olduğunu hatırlatan Erdoğan, aile içi bağların kendisine güç verdiğini söyledi:
"Torunlarımla sohbet bana ayrı bir dinçlik veriyor."
Özellikle en küçük torunuyla sabah yaptığı sohbeti anlatan Erdoğan, aile bağlarının insanı dinginleştirdiğini ifade etti.
Tarihi yapıların korunmasına da değinen Erdoğan, Süleymaniye, Sultanahmet, Eyüpsultan ve Çamlıca Camii gibi eserlerin yalnızca taş yapı olmadığını söyledi:
"Bu eserler ayakta duruyorsa, bu sahiplenmenin sonucudur."
23 yıllık iktidar döneminde yapılan restorasyonların gelecek nesillere bırakılmış birer emanet olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisine hediye edilen sanat eserlerinin Kasımpaşa'da kurulan özel bir müzede sergileneceğini açıkladı.
Eski Kuzey Deniz Saha Komutanlığı binasının restore edildiğini belirten Erdoğan:
"Orası artık harabe değil, muhteşem bir kültür mekânı olacak."
Müzenin tüm halka açık olacağını da sözlerine ekledi.
Program, Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı; sanatçılarla yapılan sıcak sohbetler ve sergi gezisiyle sona erdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın verdiği mesajlar ise yalnızca sanat çevrelerinde değil, toplumun tüm kesimlerinde yankı uyandırdı.
Sanat, aile, nüfus ve medeniyet…
Tophane'den verilen mesaj netti:
"Gelecek, köklerini koruyanların olacak."