Türkiye'de siyasetin ve toplumsal tartışmaların tansiyonu yükselirken, kendilerini sanatçı, akademisyen ve gazeteci olarak tanımlayan 150'den fazla ismin imzasıyla yayımlanan "Laikliği Birlikte Savunuyoruz" başlıklı bildiri kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Sert ifadelerle kaleme alınan metin, daha yayımlandığı ilk saatlerden itibaren "provokasyon" ve "toplumsal gerilimi tırmandırma" suçlamalarıyla eleştirilerin odağına oturdu.
Bildiride Türkiye'nin "gerici ve şeriatçı bir kuşatma altında olduğu" öne sürülürken, ülkenin yönetim biçimi ve toplumsal yapısına dair kullanılan dil tepkilerin fitilini ateşledi. Laiklik vurgusu altında dile getirilen bu iddiaların, toplumun geniş kesimlerini hedef aldığı ve kutuplaşmayı derinleştirdiği savunuldu.
Metnin en tartışmalı bölümlerinden biri ise Türkiye'nin ABD ve İsrail ekseninde hareket ettiği ve "Talibanlaştırma" baskısı altında olduğu iddiası oldu. Bu ifadeler, Türkiye'nin bölgesel politikalarını ve diplomatik hamlelerini yok saymakla eleştirilirken, "ülkenin bilinçli şekilde karanlık bir senaryoya sürüklendiği" algısının oluşturulmaya çalışıldığı yorumları yapıldı.
Bildiride kullanılan "siyasal İslamcı rejim" tanımlaması ve dini hassasiyetleri hedef alan sert söylemler, "inanç düşmanlığı" suçlamalarını da beraberinde getirdi. Eleştirmenler, bu ifadelerin yalnızca siyasi iktidarı değil, geniş bir toplumsal kesimi de hedef aldığını vurguladı.
Metinde yer alan "şeriatçı dayatmaları reddediyoruz" çıkışı, laiklik tartışmasını bambaşka bir boyuta taşıdı. Bu söylemin, toplumda var olmayan bir tehdidi varmış gibi göstererek korku dili ürettiği ve gerilimi bilinçli şekilde artırdığı ileri sürüldü.
Bildirinin sonuç kısmında yer alan meydan okuyan ifadeler ise eleştirilerin dozunu daha da artırdı. Devlete ve mevcut yönetime karşı sert bir dil kullanılan metnin, "sivil çağrı" sınırlarını aştığı ve açık bir siyasi pozisyon aldığı yorumları yapıldı.
Bildirinin altında çok sayıda tanınmış isim yer alırken, geçmişte yaptıkları açıklamalarla kamuoyunda tartışma yaratan bazı isimlerin de listede bulunması tepkileri büyüttü. Sosyal medyada ve köşe yazılarında, "laiklik savunusu" adı altında kullanılan dilin aslında yeni bir ideolojik cepheleşmeyi körüklediği görüşü öne çıktı.
"Laikliği Birlikte Savunuyoruz" başlığıyla yayımlanan ve 150'den fazla sanatçı, akademisyen, gazeteci ve sivil toplum temsilcisinin imzasını taşıyan bildiri, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Metinde Türkiye'nin "gerici ve şeriatçı bir kuşatma altında olduğu" iddia edilirken, kullanılan ifadeler siyasi ve toplumsal tartışmayı alevlendirdi.
Bildiride yer alan "Talibanlaştırma baskısı", "siyasal İslamcı rejim" ve "karanlığa teslim olmayacağız" gibi sert söylemler, bir kesim tarafından "ifade özgürlüğü" kapsamında değerlendirilirken; başka bir kesim ise metni "provokatif ve kutuplaştırıcı" olarak nitelendirdi.
İlk imzacılar arasında şu isimler yer aldı:
Ayrıca bildiride imzası bulunan isimler arasında şunlar da bulunuyor:
Bildiride imzası bulunan diğer isimler; sendika yöneticileri, oda başkanları, akademisyenler, yazarlar ve gazetecilerden oluşan geniş bir listeyi kapsıyor.
Metnin dili ve kullanılan ifadeler, Türkiye'de laiklik tartışmasını yeniden alevlendirdi. Destek verenler bunu "demokratik bir uyarı" olarak görürken; karşı çıkanlar bildirinin "ideolojik cepheleşmeyi derinleştirdiğini" savunuyor.